28 Temmuz 2013 Pazar

# Ne Okuyorum 10


                                                                       
 OPAL 
(LUX #3) 






(Zombi filmlerini izlerlerken Dawson,Daemon ve Katy mısır yiyolardı. Napiyim canım çekti. Benim mısır getircek bi Daemon'ım olmadığı için iftardan sonra kendim patlattım. )


Opal dün gece bitti ve ben ağlamak istiyorum.











Ya nasıl bişeydi o öyle. Kalakaldım.Etkisin üzerimden-yine- atamayacağım bir Lux kitabı. Ve bu etki Origin çevrilene kadar sürecek sanırım.Bi insan,çok pardon uzaylı... Nasıl öküzlük evresinden,başına "romantik"sıfatını ekleyip,mükemmel bi romantik öküz olabilir?Sanırım buna "Kedicik Etkisi"deniyor.
(-,- ) Özellikle Katy'e göl kenarında hazırladığı sürprizle ve ona aldığı yeni MacBook Air'le ben de kendi çapımda bi sevindim.
Bi de bu sefer Daemon'ın ağzından anlatılmamıştı. o.O
Off...Şimdi sonraki kitap nasıl beklenir ?

( Serinin diğer kitaplarıyla ilgili yazılarım için : Tık Tııık ! )



Küçük bebeğim de Daemon hayranlarından biri artık. :) Evet,hala bi oyuncak bebeğim var. 




VE SON OLARAK BLAKE, SENİ GERİZEKALI ! 






Kitapta Altını Çizdiğim Sözlerden Bazıları :



  • "Ama bir dahaki sefere önce...ne bileyim,konuşmamız,sonra insanları pencereden içeri fırlatmamız gerek."Daemon kollarını kavuşturdu."Öyle deneyebilir miyiz ? "(Burda çok gülmüştüm. :D Dawson, Katy'nin penceresinden içeri bi memuru fırlattıktan sonra konuştuklarından Daemon böyle demişti. ) 
  • Will hakkındaki gerçeği söylemem gerektiğini biliyordum.İyi de böyle bir şey nasıl söylenirdi ki ? Hey,anne,komşularımız uzaylı.İçlerinden biri beni kazara mutasyona uğrattı,Will de psikopatın teki. Soracak sorun var mı ? Evet bunu hayatta yapamazdım.
  • Bu nasıl biri olduğumu gösteriyordu bilemiyordum,çünkü Daemon'ın bir keresinde söylediği gibi,hayat hayattı ama 'öldürmeye itiraz etmez' cümlesini kitap blog'umun özgeçmiş kısmına nasıl ekleyeceğimi bilmiyordum.
  • İşimi bitirdiğimde kardan adamım üç kısımdan oluşuyordu ama kolları ya da yüzü yoktu. Bir bakıma kendimi nasıl hissettiğimi yansıtıyordu.Uzuvlarımın çoğu vardı ama beni gerçek yapacak parçalar eksikti.Artık kim olduğumu bilmiyordum.
  • Bir saat kadar battaniyemin altına sığındım.Kendime acımamın hep bir zaman sınırı oluyordu çünkü genellile kendime gıcık oluyordum.
  • Her şey gelip,üzerinde hiçbir hakkımız olmayan zamana çatıyordu.
  • Dawson'ın...normal davrandığı çok nadir zamanlardan biriydi.Evet,zombilerden bahsetmek muhtemelen insanlığın gördüğü en büyük adım değildi ama hiç yoktan iyiydi.(Mısır sahnesiiiiii... )
  • Sonra kapıyı açtı ve dışarıya süzüldü.Sandalyelerden oluşan duvar çöktü ve yerlere saçıldı,Birbirlerinin üstüne düşmeleri ne kadar da tuhaftı,tıpkı kendi içine çöken hayatımı anımsatıyordu. 
  • "...Bazı şeyler kırıldığıyla kalır."
  • Ama içimde kötü bir his vardı,bir şey deliyordu sanki midemi.Hani kötü bir şey yaptığınız ve yakalanacağınızı bildiğiniz zaman olur ya,işte öyle.
  • Ona kızgınken bile karnımdan kelebekler uçuşmasını engelleyemiyordum.
  • Sonunda beynim yeter artık deyip bu gecelik dükkanı kapattı.
  • Bir tek okuduğum kitapların sayfaları arasında var olan bir şeydi.Bazen kendimi,onun gerçek olduğuna inandırmakta zorlanıyordum.
  • Bununla birlikte sanki paniğin elleri uzanıp sıktı göğsümü.
  • Dawson gerçekten de intihara meyilli bir Energizer tavşanıydı.
  • Dee'yi teselli etmek istiyordum ama aramızda hem uçurum hem de tepesine dikenli tel gerilmiş üç metrelik duvar vardı.duvarı çevreleyen elektrikli tel ortadan kalkmış olabilirdi m aramız düzelmemişti ve şu anda bana en çok batan da buydu.
  • Suyun üstü artık buzlu değildi ama kıpırtısız ve sakindi.İçimdeki duygularla taban tabana zıttı yani.
  • Sonra Blake'i bir pencereden fırlatmak ister gibi ( :D :D :D ) gözünü dikip bakan kardeşine,"Ben iyiyim,Dawson,"dedi.
  • Daemon beni mağara adamı gibi omzuna atıp kaçıracak gibi gözüküyordu ama devam ettik.
  • Mutlu bir cehalet baloncuğunun içinde yaşıyorlardı ve ortadan kaybolmalar bile bu balonu patlatamıyordu.Her bir ortadan kayboluş,sadece küçük bir delik açıyordu ve ben nihayet balonun patlamasını bekliyordum.
  • Onun akşam yemeğinde üç hamburger ve iki patates vardı. Bu kalorilerin nereye gittiğini hiç bilmiyordum.Egosuna mı gidiyordu acaba ? 
  • "Bu oyunda hiç kimseye güvenmemelisiniz.Herkesin kazanacak ya da kaybedecek bir şeyleri varken bunu yapamazsınız." 
  • "İnsanlığın durumu bu Kedicik.İnsan tabiatı bilinmeyeni  hoş karşılamaz.Onu kendinden uzaklaştırır.Tamamen değil ama her düşüncesine ve hareketine gölge düşürmeyecek kadar."
  • "Söylediğin ya da yaptığın hiç bir şey bunu değiştiremez.O yüzden,yas tutman gerekiyorsa tut.Üzülmen gerekiyorsa üzül,ancak elinde olmayan şeyler için kendini asla ve asla suçlama." 
  • Aşkımız...bu işlerden ortak bir gelecekle kurtulup gideceğimiz umudu da vardı.Birbirimizi iyisiyle,kötüsüyle,hatta düpedüz berbatıyla,olduğu gibi kabullenişimiz de.Birikmiş arzularımız vardı.
  • "Çok büyük risk. Senin güvende olduğunu ummaktansa,güvende olduğunu bilmeyi yeğlerim.Biliyorum,bencilce geliyor kulağa ama öyleyim.Sen söz konusu olduğunda inanılmaz derecede bencilim."
  • Rahat gülümseyişi kalbimin köşesinden çekiştiriyordu.
  • Yanında Daemon varken kimin cep fenerine ihtiyacı olurdu ki ?
  • Çok b*ktan bir durumdu...Korsan kitapçılardan,en sevdiğim serinin bir sonraki kitabı için bir yıl beklemekten,kitabın en olmadık yerde bitmesinden bile b*ktandı hem de.( Ama ama ama...Bu kitap da en olmadık yerde bitti Jen... Oluyo mu böyle ? :[ )

Uh ne çok çizmişim.Daha yazmadıklarım da vaar. :( DEX seni çok seviyoruz ve lütfen Origin'i çabuk çıkaaaar. :)

25 Temmuz 2013 Perşembe

# Alışveriş 1


Eveeeeeet sonunda 
yeni kitaplarıma kavuşabildiiiiiiim. 

D&R'da güzelim kitaplar 9.90'a inmişken kaçırmayayım dedim. 





Tabiii BKM'den de alışverişimi yaptıım.Kitapçılara girince kendimi kaybediyorum ben.Ordan oraya uça uça geziyorum falan.Mutluluk hormonu salgılıyorum büssürüüü.





Aldıklarıma gelince efendiiim. Güzelliklerden şöyle kısaca bi bahsedeyim.





Öküzüm Daemon Black'imden daha fazla uzak kalamadım ve BKM'den Lux serisinin üçüncü kitabı olan Opal'i sonunda aldım ve okumaya öncelikle bununla başlıycam.Tahminimce Daemon ve Katy'nin ilişkisi yine beni büyüliycek kapağın güzelliğine baaak. :) 






 Ve tabi sonunda Açlık Oyunları serisinin üçüncü ve son kitabı Alaycı Kuş'u yine BKM'den alıp serimi tamamlayabildim.Opal'den sonra bunu okuyucam. Zaten bu da çok heyecanlı bi yerde kalmıştı.















Evveet. Gülümse Anılara...Bi çok blogda denk geldim ve merak ettim.D&R'da 9.90'a inmişken alayım dedim. Kapağı da etkili oldu tabiii. :) Sevimli bi kitap beni bekliyo sanırım.







Sonraki ve sonuncu kitabım da Tatlı Bela. Gazetede denk gelmiştim ve yine kitap bloglarında gördüm üstüne bi de D&R'da 9.90'a düştü...E daha ne olsun ? :)

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Obsidiyen Film Oluyooor ! :)




Hey,Kitten want a cookie ? :)








Yazarımz Jennifer'dan açıklama gelmiş,Obsidiyenin film olacağına dair. Sierra Pictures kitabı beğenmiş ve film yapmaya karar vermişş.:) Karar daha çok yeni olduğu için oyuncu kadrosu hakkında bir bilgi yokmıuş. :( Ben yine Pepe ve Sztella oynasın istedim. Çünkü onları benimsedim bi kere... :)

Bu sayfalarda konu hakkında bilgiler var. :)

http://hollywoodcrush.mtv.com/2013/07/23/obsidian-jennifer-armentrout/

http://www.hollywoodreporter.com/news/sierra-pictures-acquires-obsidian-big-590261

23 Temmuz 2013 Salı

# Ne Okuyorum 9

 Pasaklı Tanrıça

29 yaşında,avukatlığa başladığından beri tatil nedir bilmeyen,ev işinden hiç anlamayan hatta ütü masasının ne işe yaradığını bile bilmeyen Samantha'nın hayatı komik bir dille anlatılıyor. Çok eğlendiriyo okurken,bittiği zaman üzülüyosunuz. Keşke seri olsa sonsuza kadar gitse. Beceriksiz ama şans hep ondan yana oluyo. Başına gelenleri okurken kendinizde geçebilirsiniz. :)

Kitapta Altını Çizdiğim Sözlerden Bazıları :

*Sanırım,nadiren,birilerinin omuzlarıma yük bindirdiğini hisseder gibi oluyorum.Büyük beton külçeler gibi,üst üste konuyor sanki ve ben de onları düşürmemeye çalışıyorum,ne kadar yorgun olursam olayım...

*İnsanların rahat olmalarını istiyorlarsa,onları kesinlikle BlackBerry'lerinden ve cep telefonlarından ayırmamaları gerekir.

*Yani,her şey yolunda.Gerçekten.Bu işler böyledir.Bazı şeyler olur,bazılarıysa olmaz.Kısmet değilmiş.Tabii ta derinlerde,içimde bi yerde...yine de kısmet olduğuna inanıyorum.

*Gözlerimi sımsıkı yumuyorum,zihnimde dolaşmaya başlayan düşüncelerden kaçmaya çalışıyorum.Mide bulandırıcı,'keşke'düşünceleri...Ama anlamı yok.

*Her şey çok güzel olacak.Eğer kendi kendime yeteri kadar çok söylersem,gerçekleşir.

*Başımı kollarımın arasına gömüp bir daha oradan hiç çıkarmamak istiyorum.

*Bütün cevapları bilmediğin için kendini cezalandırma.Kim olduğunu bilmek zorunda değilsin.Resmin tamamını görmek ya da nereye gittiğini bilmek durumunda değilsin.Bazen sadece bir sonraki adımın ne olacağını bilmek de yeterli.

*Başıma gelen her şeyden tek bir ders aldıysam eğer o da insanın varoluşunun en büyük hatası diye bir şeyin olmadığıdır.Hayatını mahvetmek diye bir şey yok.Hayat en nihayetinde gayet esnek bir şey.

# Ne Okuyorum 8

Lux #1-#2





Obsidiyen 







Oniks  





Eveeet.Bu kitabı almamda kapaktaki Daemon'ın yani Pepe'nin etkisi büyük tabiii. :) Ayrıca Katy'le yani gerçekte nişanlısı olan Sztella'yla da çok yakıştıklarını söylememe gerek yok sanırım. Ya ikisinin diyalogları beni öldürüyo. Daemon en başta uzaylı inadıyla Katy'i sinir etse de ikisi de aralarında kuvvetli bi bağ olduğunu inkar edemez. Zaten bu uzaylıların alengirli işleri bitmiyo.Ondan da bunların maceraları bizi alıyooo götürüyooo. Biz de merakla okuyoruz. Tabi Katy ve Deamon birlikte mutlu olunca  kendi çapımızda seviniyoruz falan. Ama okuması çok zevkli bi kitap hemencecik bitiveriyoo. :)

Ve Katynin blogu var ya daha ne olsun ! :D




Kitapta Altını Çizdiğim Sözlerden Bazıları :

Oniks


  • "Kaçmaya çalışmanın şöyle bir ilginçliği var:Asla gerçekten kaçamıyorsun.Belki geçici bir süre ama tamamen değil."
  • Görünmez bir saat belirmiş,kişisel mahvoluşuma doğru tıkır tıkır geri sayıma başlamıştı ve bunun tek suçlusu bendim.
  • Umut içimde öyle çabuk kök salmıştı ki nefessiz kalmıştım,başım dönüyordu.Ne kadar düşeceğini bilmeden uçurumdan atlamak gibiydi.Tehlikeliydi.Coşku vericiydi.
  • "Oysa benim şimdi olsa yapmayacağım o kadar çok şey var ki."

Serinin Diğer Kitapları :








# Ne Okuyorum 7

Kemik Adamın Kızları


Harbi manyak bi kitaptı. Ted Dekker'ın okuduğum ilk kitabıydı  ve B-A-Y-I-L-D-I-M. Her cümlesi gerilim doluydu,her şey çok iyi kurgulanmıştı. Zihnimde canlandırıken bile tüylerim diken diken olmuştu. Bence mutlaka okunması gereken kitaplardan birisi.Aslında kitaptaki kötü karaktere de kanım ısındı. Seri bi katil olmasına rağmen sevdim adamı. Bi ara onun tarafını tuttum gibi oldu hatta sonunda üzüldüm bile. Adamın da kendine göre haklı sebepleri var canım. Öyle demeyin şimdi. :) Neyse çok iyi okuyun mutlakaaa :)

22 Temmuz 2013 Pazartesi

# Ne Okuyorum 6

Mucizeler Dükkanına Dönüş
( Blossom Sokağı #4 )



Debbie Macomber serileri çok sevilen bi seri. :) Blossom Sokağı Serisi de öyle . Tabi ben akıllısı eskiden -bunun bi seri oldugunu fark etmeden önce - kitapçıda bu kitabı gör kapağı güzel diye al. :) Hayır bi serinin yanlışlıkla ikisini alırsın üçünü alırsın da 4 nedir arkadaş. Ama okurken bi eksilik olmadı. Gerçek hayattan olaylar var zaten. Bi yarımlık yoktu. Ama tabi seriyi baştan okuycam. :) Böyle olmaz. Çok şirin kitaplar zaten hemen bitiveriyoo. :)

# Ne Okuyorum 5

Kıyamet Gösterisi


Eveet paylaşacak bir şey bulamadığım için eskiden okuduğum kitapları paylaşmaya devam . :)




Kıyamet Gösterisi ,Neil Gaiman ve Terry Pratchett'in beraber yazdıkları bi kitap. Ama cidden okurken çok eğleniyorsunuz. Sadece mizahi boyutunu görürseniz çok keeyifli bi kitap. Düşmüş -düşmekten çok gezine gezine aşağı inmiş-bir melek olan Crowley ile Aziraphale isimli melek tuhaf bir şekilde uzun süredir arkadaştır.Peki bu ikisi yaklaşmakta olan kıyameti engellemeye çalışırsa ne mi olur ?. :) Bu konuyu,mahşerin dört atlısını,Cadı Agnes Çatlak'ın dakik ve kat'i kehanetlerini ve hastanede karıştırılan Deccal'ı ve daha fazlasını bu iki yazarın komik anlatımıyla burada okuyabilirsiniz. :)

21 Temmuz 2013 Pazar

# Ne Okuyorum 4

Selection #1-#2






Eveeet. Henüz yeni kitapları almaya çıkamadım ben de eskiden okuduklarımdan bazılarını paylaşmaya devam ediyorum.
Bu seri için tek kelimeyle"harika"desek fazla kaçmaz. Mutlaka okunması gereken kitaplar.

1.kitap Beni Seç'te sarayda Prens Maxon'ın eşi olmak ve tacı almak için çabalayan 35 kız varken,

2.kitap Elit'te bu sayı 6'ya düşmektedir.Ancak Maxon'ın gözü sadece kızımız America'dadır. America ise saraya gelmeden önce sevgilisi olan Aspen'i düşünürken,Maxon'ın ona olan sevgisi ve romantik tavırları sayesinde ondan hoşlanmaya başlar. Ancak işe bakın ki Aspen sarayda muhafız olmuştur. Tabi saraydaki tek entrika bu seçim olayları değildir. Çok farklı şeyler dönmektedir.

3. kitap bi an önce çevrilse çooook iyi olur. :) Ama ondan önce 2.5 varmış :) o.O

Kitapta Altını Çizdiğim Sözlerden Bazıları :

Elit

  • Aşk korkunun en güzel haliydi.
  • Ve işte orada,tüm endişeleri bir kenara iten şey duruyordu : Umut.


Serinin Diğer Kitapları :










# Ne Okuyorum 3

Pucca Günlük #1-#2-#3


Pucca serisini bilmeyen çok azdır sanırım. Dizüstü Edebiyat'ın çok okunanlarından. :) Bildiğimiz üzere Pucca, bu işe eski sevgilisinden intikam almak için açtığı blogla başladı. Daha sonra kitap çıkardı ve çok sattı. Pucca'nın gerçek adının Selen Işık ya da Pınar Yıldırım olduğunu söyleyen siteler var. Bazı yerlerde Pınar Selen Işık yazıyor. Ama Zodyaklı olarak bahsettiği kardeşi İnternette Merve Işık olarak kayıtlı. Yani bu da,Yıldırım soyadı tezini çürütüyor. Bu arada değinmeden geçmeyeyim hem Pucca hem Zodyaklı çok güzel kızlar. Bir de kitapta bahsi geçen Ceri'yi tanıyoruz.Ömür Özdemir.Ancak Pekmez,Erik ve Ankaralı'yı çok merak ediyoruz.
1.Kitap : Küçük Aptalın Büyük Dünyası :Burada,Ankaralı'yle ayrılığıyla giriş yapılmış. Sonra devreye Pekmez,Erik giriyo. Daha neleeer neler. :)
2.Kitap : Ve Geri Kalan Her Şey : Ceriyle tanışıyor Pucca burda ve sonu gerçekten güzel bitiyor.
3.Kitap : Allah Beni Böyle Yaratmış : Ankaralıyla geçirdiği zamanları ayrıntılarıyla anlatmış Pucca.Yine yer yer güldürüp yer yer ağlatmış tabii.
Pucca yazdığı 3 kitapla çok güldürdü,çok duygulandırdı. Şimdi hepimiz 4. kitabı bekliyoruz. :)

Kitapta altını çizdiğim sözlerden bazıları : 

Küçük Aptalın Büyük Dünyası :
  • Bir kere sağdığım,birini sevdiğim zaman Terrier cinsi köpek gibi oluyorum...
  • Bu kıskançlık,böyle midem şırıngayla hava dolduruyorlarmış gibi bir his yaratıyor.
  • Kıskançlık çok kötü bir şey,ama kaburga kemiklerimin içinde saklamak istiyorum onu.

Ve Geri Kalan Her Şey :
  • Zaten hiçbirinin de soyadı bana yakışmıyordu...
  • İkimizin adı bir cümlede geçmediğinden beri,ilgimi çekmiyor kimin ne söylediği.
  • Unutmak zaten başlı başına kendi içinde çelişen bir eylem... Unut diyor önce,sonra unut-ma diyor,önce unuttuklarını sonra tekrar hatırlatıyor emir vererek üstelik.Ardından da unut-mak diyor.
  • Aşk acısı çekmekten daha beter bir şey varsa o da hissizlik...
  • Paspasın altında unuttuğun anahtarım,beni ararken hep üstüme basıyorsun.
  • Güven,kendinde olmayan şeye ihtiyaç sanırım.
  • Sen benim hayatımsın ve hayat çekilmezdir.
Allah Beni Böyle Yaratmış
  • Seninle ilk tanıştığımızda iyiliğine inanmıyordum,ayrıldığımızda ise kötülüğüne.Şimdi,sanki seninle büyümemiş,onca şeyi yaşamamış,hatta hiç tanışmamış gibiyim.
  • İşte bir insana işkence etmenin en kötü yolu.Bir şey der gibi yapıp sonrasında "neyse boşver"dediğiniz an karşı taraf onu öğrenmek için çıldırır ve yapmadığı şey kalmayacaktır.
  • Kıskançlık insanın kendine acı çektirme zevkidir.
  • Bir insanı rezil hale getiren tek şey umut,acı çektiriyor gereksiz yere sonu güzelliğe gitse bile o kadar yıpranıyorsun ki güzelliği fark edecek yerin kalmıyor.
  • "Döndüm gecenin karasına.Artık kimse kıramaz beni. O kül gibi o deniz o sessiz kız.Kayıp bir sandala binip gitti...



  

18 Temmuz 2013 Perşembe

Az Biraz Nostalji

Şirinlerle ilgili gönderi paylaşınca bi özledim eskiyi. Yani ne bileyim. Artık eski çizgi filmler yok. Yerini yenileri aldı. Bilgisayar oyunları var. Yani gerçekten eskiden çok farklıydı mesela ben saklambaçta ebe olmaya bile razı olurdum o zamana dönebilsek.Annem akşam ezanından önce eve çağırsa falan. Yani şimdi sosyal paylaşım siteleri var,sanal arkadaşlıklar var -sanal arkadaşlara lafım yok bazıları yanındakilerden daha yakın olabiliyo sana-internette aile oluyosun falan. Giysi giydirme oyunları var kuzenim oynuyo mesela araba yarışları var. Ben Barbie bebeklerime kıyafet dikmeye çalışırdım farklı kumaşlardan ne bileyim saçını tarardım taraklarım onlara büyük gelirdi tabi. Oyuncak pembe bi polis arabam vardı cok severdim. Barbie'leri içine koyar gezdirirdim. :) En fazla tetrisimiz vardı. Bilemedin aterimiz. 

Televizyondaki filmlerimiz şimdikilere taş çıkarırdı mesela. Tom ve Jerrymiz vardı. Tom Jerry'i yiyemesin diye dualar ederdik. Buggs Bunnymiz vardı. Sam'e ya da Duffy Duck'a, havucundan bi ısırık alıp," ıııı nası gidiyor cınım"demesine gülerdik. Taş devri,jetgiller... Tweety,tazmanya canavarı... Redkiti özledik...Scooby Doo. <3 Düldül'ü,Rintintin'i, Daltonları...Pembe Panterin müziğini duymayı...Tolga Abi vardı,Hügo...Winnie The Pooh...Ninja Kaplumbağalar vardı mesela.Şimdi de var ama tutar mı orjinalinin yerini. Temel Reis'in Kabasakalı yendiğini görünce havaya girerdik mesela.Aile robotumuz vardı bi de...Evet Babür. :) Sevimli hayalet Casper...Tutankamon,Barney, Alf, 101 Dalmaçyalı...:)
Atom karınca,Heidi.
Roodrunner,Şirinler,
Pokemon, Maymun Çarli,
Teletabiler, Bayblade,
Ağaçkakan Woody, Sonic,
Roboroach, Speedy Gonzales,
Marsupilami, Dinozor Denver,
Vikingler, Gufiler,
Müfettiş Gadget, Hethcliff,
Pinokyo,Ayı Yogi, 
Casper,Duck Tales,
Nils ve Uçan Kaz,
Değerli, Pepe Le Pew, 













Afacan Dennis,Aslan Kral,
Habil ile Kabil, Kaptan Mağara Adamı,
Mickey Mouse,Tarçın ve Arkadaşları...
Alaaddin'in Sihirli Lambası...Sinbad...
Pingu,Laff A Lympics,
Kedi Billy, Billy ve Buddy,
Ay Savaşçısı,Tinny Toon,
Hilly Billy Ailesi,Pinky ve Brain,
Garfield,Afacan Dennis,
Augie Doggie,Nasreddin Hoca,
Top Cat,Kimba


Bi türlü 8 yaşını bitirip 9'a basamayan Cedric...
Beyaz büyük bi horoz vardı,onun gözlük takan sarı bi civciv oğlu vardı.Foghorn Leghorn .Sonra bi tane ormanda yasayan bi kabile vardı. Şamanları siyah bi pantere dönüşebiliyodu. Ana karakterse küçük bi oğlan çocuğuydu.Bunun da yine adını unuttum tabi.
Ya bi de mavi bi koala mı ne öyle bi yaratık vardı. Sahilde bi kızla beraber yaşıyolardı. Dans ediyolardı hep falan. O da çok iyiydi. Heh Lilo ve Stiç.

Ağzını burnunu bi oynatıp sihir yapabilen Bücür Cadı Zeliş vardı. Tamam çok sevmezdim ama vardı işte. :)

Bazılarını unutmuşum bile araştırınca aklıma geldi.Çoğunu da kafamda canlandırabiliyorum ama adları bi türlü...Gelmiyo...Daha niceleri...

En güzeli de bitti sanınca, aslanın kükreyip yeni bi bölümün başlamasıydı. :)

Kıvırcık saçlı ressam amca vardı.Oz büyücümüz vardı. :)

Sürpriz yumurtalar vardı mesela. Koleksiyonu vardır hepimizin. Cipslerden çıkan çıkartmalarımız vardı. Yumiyumlar vardı.Ne bileyim...Güzeldi.







# Vizyona Girecekler 2

Şirinler 2


CNBC-e Dergisinin temmuz sayısıyla ilgili yazımda da kısaca bahsetmiştim. ( Yazıyı okumadın mı.. O zaman buraya tıklamalısın ! ) 1.sini çooooooooook beğendiğim "Şirinler" filminin 2.si çıkıyooo. :)


En çok takıldığım noktaysa bu küçük mavi şirin şeyler bile Eyfeli gördü. Neyse ben de bi 5-10 sene sonra görürüm heralde :)




Neyse gelelim konumuza : Şirinler'in başının belası olan kötü kalpli büyücü Gargamel, Naughties (Yaramazlar) adlı Şirinlere benzer bir grup yaratık yaratır. Yine tek amacı kendisini çok güçlü yapacak Şirin özüne ulaşmaktır. Fakat yapay değil, ancak gerçek bir Şirin'in özünün işine yarayacağını fark eder. Dahası Şirine bu kötü kalpli yaratıkları gerçek şirinlere döndürmeyi başaran kimsenin bilmediği bir büyü bilmektedir. Gargamel bunu öğrenince hemen Şirine'nin peşine düşer ve onu Paris'e kaçırır. Paris'te dünya onu çok başarılı bir sihirbaz olarak tanımıştır, milyonların sevgilisi olmuştur. Şimdi Şirin Baba'nın önderliğindeki Şirinler yine insan dostları Patrick ve Grace ile işbirliği yaparak Şirine'yi kurtarmaya çalışırlar. Peki bakalım Şirine kurtulmak isteyecek midir?
Filmin orjinalinde Şirine'yi Katy Perry Gargamel'i ise Hank Azaria seslendiriyor.


Filmin vizyon tarihi ise : 1 Ağustos 2013 
Az kaldı azzz :) ❤ 



#Ne Okuyorum 2

Ürperti 
( Mercy Falls Kurtları #1 )

Aslında çok uzun zaman önce bu kitabı okudum. (Bloğum yokken de böyle sanki bloğa koycakmış havasında resim çekmeyi severdim :) ) Taa o zamandan beri 2. kitabının çıkmasını bekliyorum ama yok...  Düşün yani 2010'da basılmış elimdeki kitap. İngilizce oku deseniz...Pek becerebildiğim söylenemez. Ben de ne yapayım ingilizcesini okuyup bloğunda yorumlayanların yazdıklarıyla yetiniyorum. Ama olmaz ki öyle güzel bi yerde bitti ki... Mutlaka okunmalıydı bu kitap ve Turkuvaz Yayınevi mutlaka çıkarmalıydı devamını. Olmadı bu hiç.



Kitapta altını çizdiğim sözlerden bazıları :
  • Kendimi otobüsünün gelmesine bir saat kalan biri gibi hissediyorum; önemli bir şey yapmak için zamanın yoktur hani ama oturup beklemek için de çok uzun bir zamanın vardır.
  • Umut soğuktan daha çok acıtıyordu canımı.
  • Bir şarkısın,küçük bir çocukken işitip tekrar duyana kadar unuttuğum.
  • Ama içimde sadece bembeyaz bir gürültü vardı,hiçliğin o hissiz uğultusu.



    Serinin Diğer Kitapları :


17 Temmuz 2013 Çarşamba

#Okumak İstiyorum 2

Soğuk Kahve


Beni bu kitaba çeken kapak tasarımı oldu 
ve bi çok insanın bu kitaptan alıntı 
yapıp paylaştığı sözler. Gerçekten hoş. :)

Kitap Hakkında Yorumlar :

İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak. 

-Kahraman Tazeoğlu-

Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet.

-Ertürk Akşun-


Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve. 

Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi?

Bir kadını zorlayan bir soru olabilir.
''Çikolata mı ben mi?'' sorusu kadar olmasa da zorlar.
Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız.
Topuklarınızın altında kâğıt mendiller var.
Bazılarınızın gözyaşlarını silen mendiller işte, yabancı değiller.
O mendiller hep canınızın yandığı yerlerde...
Çok adisiniz pembe rujlar, çekici kılıyorsunuz dudakları." 


Harika :)

"Gözlerin içimi ısıtırken,rüzgarın kahvemi soğutması dileğiyle..." 
( Kapaktan )
                



#Okumak İstiyorum 1

Söylemeyeceğine Söz Ver

Konu:

Kırk bir yaşındaki okul hemşiresi, Alzheimer hastası olan 
annesi ile ilgilenmek için kırsaldaki evine dönmüştür. 
Geldiği ilk gece bir cinayet olur ve küçük bir kız öldürülür. 
Bu olay, kadının çocukluğunda yaşanan bir başka cinayete 
esrarengiz biçimde benzemektedir. Sınıf arkadaşları 
tarafından "Patates Kız" denilerek alay edip dışlanan         
yoksul arkadaşı Del de otuz yıl önce aynı şekilde 
öldürülmüştür. Del'in katili asla bulunamamış, 
o günden sonra küçük kız, hayalet hikâyeleri ve 
efsanelerde ölümsüzleşmiştir. 

Şimdi, yeni cinayetin soruşturması kahramanımızı 

karşı konulamaz bir şekilde içine çekerken, geçmişi 
ve geleceği korkunç, beklenmedik bir şekilde bir 
araya geliyor. Çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değil... 
Ve gençliğinin hayaletleri unutulmaktan çok uzak.

Kitap Hakkında Yorumlar :

"Bir hayalet hikâyesi, polisiye ve büyümek üzerine bir masal, bu kitap sizi yetişkinlerin arkadaşlık, ihanet ve cinayetle dolu çarpık dünyasına götürüyor. Jennifer McMahon'un bu heyecan dolu kitabı, bir sonrakini hevesle beklemenizi sağlıyor."
-Pam Lewis- 

"Bu kitaba bayıldım. Eğlendim, korktum ve bitene kadar onun esiri oldum. Elimden bırakamadım."

-Sara Gran-

"İyi kurgulanmış, sürükleyici ve eğlenceli."


-Kirkus Reviews-


İnsanı gerçekten büyüleyecek bi kitaba benziyo bence. Sürükleyici olduğuna eminim.Mutlaka okumam lazııım. :)

#Ayraçlar 2

 Bu seferki ayraçları PhotoScape'te kendim yaptım :) 
Gerçi çok özgün bi şey olmadı tabiki :) Alacakaranlığın 
kendi yazı tipini kullandım yine kitaptaki resimlerden                     
faydalandım. Parlak kartona çıktı aldım. Vee 
arkadaşıma hediye  ettim. :)                                                                        



 Aslında olay tam olarak şöyle gelişti. Ben yine kendi 

başıma başarısız ayraç yapma girişimlerinden birisiyle 
daha uğraşırken aklıma bu fikir geldi. Arkadaşım 
inanılmaz Alacakaranlık hayranıydı. Mesaj attım sende 
var mı böyle ayraç diye. O da, yok ya hiç bi yerde denk 
gelmedi,dedi. Oo süper :) Sonra neden diye sordu. Ben 
de sürprizi kaçmasın diye bi çocukta gördüm sen 
seviyosun ya sende de var mı diye merak ettim dedim. 
Ufacık bi yalancık oldu evet. Kız tanışmam lazım o 
çocukla deyince ne uydurcağımı şaşırdım :D 
Otobüsteydi deyiverdim. Tatlı mı dedi. Iyyy iğrenç dedim. Evet hayali çocuğa bi teşekkür ve özür borçluyum :D Tabi bunlar diğerlerine 
nazaran biraz daha güzel oldu ama tabiki bi yamukluk 
olmazsa olmaz. Kenarları az biraz yamuk oldu. 
Çok sevindi kenarlarını da babasına düzelttiricekti. 
Kullanıyo mudur acaba ? o.O :)



                         





14 Temmuz 2013 Pazar

#İzlemek İstiyorum 3

The İmaginarium Of Doctor Parnassus (2009)


Öykü günümüzde geçmektedir.Bir tiyatro grubunun lideri olan 1000 yaşından daha büyük Dr. Parnassus seyircilere sihirli bir aynanın aracılığıyla gerçeğin ötesine gitme şansı sunmaktadır.Şeytan ile yaptığı anlaşma sayesinde başkalarının hayal gücünü yönlendirebilmektedir. Şeytan kendine düşen payı almak istemektedir.

#İzlemek İstiyorum 2

Koku : Bir Katilin Hikayesi (2006)



Jean Baptiste Grenouill,18. yüzyılda Paris'te dünyaya gelmiştir. Annesi onu ölecek sanıp bırakmıştır fakat o ölmemiştir. Bir yetimhanede büyüyen Jean Baptiste Grenouill'in kokulara karşı çok fazla bir duyarlılığı vardır.Ancak diğer duyuları gelişmemiştir.Bir gün kendi kokusunun olmadığını fark eden Jean Baptiste, kendi kokusunu yapmak için her şeyi göze alacaktır.Öldürmeyi bile...

#İzlemek İstiyorum 1

Piyanist (2002)


Wladyslaw Szpilman,Almanların Polonyayı işgali sırasında yaşayan Polonyalı başarılı bir piyanisttir.İşgal üzerine hayatı kabusa döner. Onun hikayesini konu alan bir filmdir.

Beni bu filme çekense denk geldiğim ;

- Lütfen ateş etmeyin ben Polonyalıyım.
+ Neden o zaman o Alman paltosunu giyiyorsun ?
- Üşüyorum.


repliğidir.










11 Temmuz 2013 Perşembe

Mabel Matiz

Şarkılarını hiç bıkmadan dinleyebileceğim,sesini öyle herkes duymasın,herkes dinlemesin istediğim bi adam :



MABEL MATİZ 








Peki Kim Bu Mabel Matiz ?

Asıl adı Fatih Karaca olan bu sempatik adam,31 Ağustos 1985 Mersin doğumlu.
Kumral Ada Mavi Tuna romanındaki karakterin takma adı olan ve "çok sarhoş" anlamına gelen Yunanca kökenli kelimelerin birleşimini kendine uyarlamış Mabel Matiz.
Pop şarkıcılığı ve şarkı yazarlığı dışında diş hekimliği mesleğiyle de ilgisi var. Çok karizmatik bi dişçi olucağı kesin. Ama sadece dişçi olsaydı kaçımız onu tanıma fırsatını 
bulurduk bilemiyorum.
Arkadaşı sayesinde şarkılarını MySpace'te paylaşmıştı .
İlk başta pek o tarafta olmayan Mabel,şimdi iyi ki yapmışım diyor. Mabel Matiz'in Engin Akıncı'nın onu keşfetmesiyle albüm hikayesi başlamış oldu.Diş kliniğinde nöbette olduğu bir gece şarkılarını bir albümde toplama teklifi almış. 
Mabel Matiz ve Yaşım Çocuk olmak üzere 2 albümü var kendisinin. Bunun dışında farklı sanatçıların coverlarını da yapmış.
Yaşım Çocuk albümündeki "Yıllar Saçlarına" ilk aşkına yazdığı bi şarkıymış ve o yazları çokça özlüyormuş Mabel Matiz. İlk aşkında çok paralamış kendini...
Şarkılarındaki sözlerin anlamı fazla derin bence. Örneğin ;

"...bir hayal burktum en sol yerimden"
"bir dokunursa bin aşka boyar rengimi ellerinin ateşi..."

Ama en sevdiğim "Matizin Şarkısı"insanın için kıpır kıpır yapıyo :)
Bi de "Kül Hece" var tabii. 

İlk başlarda kimliğini gizlerken kullandığı resim.





Bu arada küpesine gelicek olursak cok sevdiği bi arkadası tarafından hediye edilmiş severek takıyorumuş. :)


Çocukluğu Mersin'de limon ve portakal bahçelerinin içinde geçmiş. Babası tır şoförü annesi terzi,kendisinden 3,5 yaş küçük bi kardeşi var :) Hala gömleklerini annesine diktiriyorumuş
Liseden beri tuttuğu bir günlüğü varmış :)







Sözler bu adamın sesinde dans ediyor.


Müziğin prensi ha ? ♫ ♚ 

10 Temmuz 2013 Çarşamba

#CNBC-e

Temmuz - Ağustos 2013

Eveet sonunda Temmuz - Ağustos sayısına da kavuşabildiiim :)
Tatil sayısı olduğu için bu sayıda eğlenceye doğal olarak biraz daha fazla yer verilmiş.Ama her zaman ek olarak verdikleri yayın çizelgesi bu sefer yoktu. Ya hiç birinde yoktu ya da benimkinde dağıtım hatası oldu. Ama hata olma ihtimali var çünkü daha önce de 2 tane koymuşlardı.:)Hıı bu arada bugün dergiyi D&R'dan aldığımda babam sayesinde bi bonus
D&R poşetim daha oldu. Kitapçı poşetlerimi saklarım da...:)
Neyse gelelim derginin içeriğineee :)

Çizelge yanında yoktu ama derginin içinde de yayın akışı mevcut :




Yeni yayın dönemini de kısaca tanıtırsak (CNBC-e / e2)

Hannibal : Aklınızı yiyecek !
Hemlock Grove : İçinizdeki canavar !

Vikings : Fırtına yaklaşıyor !
The White Queen : Taht kavgası başlasın !

Major Crimes : Büyük suçlara büyük cezalar
Mad Men : Arzularınızın esiri olacaksınız

Dexter : Sonun başlangıcı
The Newsroom : Birlikte yalnızlar...







Neler Oluyor ?

 The Vampire Diaries'in Caroline'ı Candice Accola,The Fray gitaristi Joe King ile evliliğe ilk adımı attı.Nişan yüzüklerini takan çifti tanıştıran Nina Dobrev olmuştu.








Harry Potter serisinden sonra yetişkin rollerine terfi eden Emma Watson,içindeki genç kızı kaybetmiş değil.Watson,TV'de neler izlediği sorulunca"Sadece The Carrie Diaries, o benim suçlu zevkim"diye cevap verdi.













Doctor Who'ya veda etmeye hazırlanan Karen Gillan,sinemaya bir geçiyor pir geçiyor.Gillan,bir Marvel uyarlaması olan Guardians of the Galaxy'de, Pushing Daisies'in turtacısı Lee Pace ile birlikte kötü adam kontenjanını dolduracak.













Kırmızı Odada Özel Anlar




The Vampire Diaries Özel







Tatil Eğlencesii

















CNBC-e Filmleri

Seçtiklerim
  • Mission Impossible II --> 10 Temmuz
  • Pretty Pink --> 12 Temmuz
  • The First Wives Club --> 15 Temmuz
  • The Naked Gun 3 --> 16 Temmuz
  • Bridge To Terabithia --> 22 Temmuz
  • Failure To Launch --> 8 Ağustos

Bridge To Terabithia'daki Leslie 'nin The Carrie Diaries'ın Carrie'si AnnaSophia Robb,Jess'in de Açlık Oyunları'nın Peeta'sı Josh Hutcherson olduğunu biliyoruz değil mi ? :)

Film Ekinden ;


 Maskeli Süvari




 Şirinler 2 

Bu kez Şirinlerimiz Paris'te ve Gargamel'in elinden Şirine'yi kurtarmalılar...:)






Bunlar da eklerimiiiz <3




Not : Daha sonra kitapçılarda derginin bu sayısının diğer kopyalarını paket üstünden içine bakmaya çalışarak kurcaladım ve sonuç ; onlarda da çizelge yokmuş. :) Sanırım bu sayı hem temmuz hem ağustos ayı için olduğundan koymamışlar.Ama ikisini de koysalarmış,iyi olurmuş tabii. :)