28 Temmuz 2013 Pazar

# Ne Okuyorum 10


                                                                       
 OPAL 
(LUX #3) 






(Zombi filmlerini izlerlerken Dawson,Daemon ve Katy mısır yiyolardı. Napiyim canım çekti. Benim mısır getircek bi Daemon'ım olmadığı için iftardan sonra kendim patlattım. )


Opal dün gece bitti ve ben ağlamak istiyorum.











Ya nasıl bişeydi o öyle. Kalakaldım.Etkisin üzerimden-yine- atamayacağım bir Lux kitabı. Ve bu etki Origin çevrilene kadar sürecek sanırım.Bi insan,çok pardon uzaylı... Nasıl öküzlük evresinden,başına "romantik"sıfatını ekleyip,mükemmel bi romantik öküz olabilir?Sanırım buna "Kedicik Etkisi"deniyor.
(-,- ) Özellikle Katy'e göl kenarında hazırladığı sürprizle ve ona aldığı yeni MacBook Air'le ben de kendi çapımda bi sevindim.
Bi de bu sefer Daemon'ın ağzından anlatılmamıştı. o.O
Off...Şimdi sonraki kitap nasıl beklenir ?

( Serinin diğer kitaplarıyla ilgili yazılarım için : Tık Tııık ! )



Küçük bebeğim de Daemon hayranlarından biri artık. :) Evet,hala bi oyuncak bebeğim var. 




VE SON OLARAK BLAKE, SENİ GERİZEKALI ! 






Kitapta Altını Çizdiğim Sözlerden Bazıları :



  • "Ama bir dahaki sefere önce...ne bileyim,konuşmamız,sonra insanları pencereden içeri fırlatmamız gerek."Daemon kollarını kavuşturdu."Öyle deneyebilir miyiz ? "(Burda çok gülmüştüm. :D Dawson, Katy'nin penceresinden içeri bi memuru fırlattıktan sonra konuştuklarından Daemon böyle demişti. ) 
  • Will hakkındaki gerçeği söylemem gerektiğini biliyordum.İyi de böyle bir şey nasıl söylenirdi ki ? Hey,anne,komşularımız uzaylı.İçlerinden biri beni kazara mutasyona uğrattı,Will de psikopatın teki. Soracak sorun var mı ? Evet bunu hayatta yapamazdım.
  • Bu nasıl biri olduğumu gösteriyordu bilemiyordum,çünkü Daemon'ın bir keresinde söylediği gibi,hayat hayattı ama 'öldürmeye itiraz etmez' cümlesini kitap blog'umun özgeçmiş kısmına nasıl ekleyeceğimi bilmiyordum.
  • İşimi bitirdiğimde kardan adamım üç kısımdan oluşuyordu ama kolları ya da yüzü yoktu. Bir bakıma kendimi nasıl hissettiğimi yansıtıyordu.Uzuvlarımın çoğu vardı ama beni gerçek yapacak parçalar eksikti.Artık kim olduğumu bilmiyordum.
  • Bir saat kadar battaniyemin altına sığındım.Kendime acımamın hep bir zaman sınırı oluyordu çünkü genellile kendime gıcık oluyordum.
  • Her şey gelip,üzerinde hiçbir hakkımız olmayan zamana çatıyordu.
  • Dawson'ın...normal davrandığı çok nadir zamanlardan biriydi.Evet,zombilerden bahsetmek muhtemelen insanlığın gördüğü en büyük adım değildi ama hiç yoktan iyiydi.(Mısır sahnesiiiiii... )
  • Sonra kapıyı açtı ve dışarıya süzüldü.Sandalyelerden oluşan duvar çöktü ve yerlere saçıldı,Birbirlerinin üstüne düşmeleri ne kadar da tuhaftı,tıpkı kendi içine çöken hayatımı anımsatıyordu. 
  • "...Bazı şeyler kırıldığıyla kalır."
  • Ama içimde kötü bir his vardı,bir şey deliyordu sanki midemi.Hani kötü bir şey yaptığınız ve yakalanacağınızı bildiğiniz zaman olur ya,işte öyle.
  • Ona kızgınken bile karnımdan kelebekler uçuşmasını engelleyemiyordum.
  • Sonunda beynim yeter artık deyip bu gecelik dükkanı kapattı.
  • Bir tek okuduğum kitapların sayfaları arasında var olan bir şeydi.Bazen kendimi,onun gerçek olduğuna inandırmakta zorlanıyordum.
  • Bununla birlikte sanki paniğin elleri uzanıp sıktı göğsümü.
  • Dawson gerçekten de intihara meyilli bir Energizer tavşanıydı.
  • Dee'yi teselli etmek istiyordum ama aramızda hem uçurum hem de tepesine dikenli tel gerilmiş üç metrelik duvar vardı.duvarı çevreleyen elektrikli tel ortadan kalkmış olabilirdi m aramız düzelmemişti ve şu anda bana en çok batan da buydu.
  • Suyun üstü artık buzlu değildi ama kıpırtısız ve sakindi.İçimdeki duygularla taban tabana zıttı yani.
  • Sonra Blake'i bir pencereden fırlatmak ister gibi ( :D :D :D ) gözünü dikip bakan kardeşine,"Ben iyiyim,Dawson,"dedi.
  • Daemon beni mağara adamı gibi omzuna atıp kaçıracak gibi gözüküyordu ama devam ettik.
  • Mutlu bir cehalet baloncuğunun içinde yaşıyorlardı ve ortadan kaybolmalar bile bu balonu patlatamıyordu.Her bir ortadan kayboluş,sadece küçük bir delik açıyordu ve ben nihayet balonun patlamasını bekliyordum.
  • Onun akşam yemeğinde üç hamburger ve iki patates vardı. Bu kalorilerin nereye gittiğini hiç bilmiyordum.Egosuna mı gidiyordu acaba ? 
  • "Bu oyunda hiç kimseye güvenmemelisiniz.Herkesin kazanacak ya da kaybedecek bir şeyleri varken bunu yapamazsınız." 
  • "İnsanlığın durumu bu Kedicik.İnsan tabiatı bilinmeyeni  hoş karşılamaz.Onu kendinden uzaklaştırır.Tamamen değil ama her düşüncesine ve hareketine gölge düşürmeyecek kadar."
  • "Söylediğin ya da yaptığın hiç bir şey bunu değiştiremez.O yüzden,yas tutman gerekiyorsa tut.Üzülmen gerekiyorsa üzül,ancak elinde olmayan şeyler için kendini asla ve asla suçlama." 
  • Aşkımız...bu işlerden ortak bir gelecekle kurtulup gideceğimiz umudu da vardı.Birbirimizi iyisiyle,kötüsüyle,hatta düpedüz berbatıyla,olduğu gibi kabullenişimiz de.Birikmiş arzularımız vardı.
  • "Çok büyük risk. Senin güvende olduğunu ummaktansa,güvende olduğunu bilmeyi yeğlerim.Biliyorum,bencilce geliyor kulağa ama öyleyim.Sen söz konusu olduğunda inanılmaz derecede bencilim."
  • Rahat gülümseyişi kalbimin köşesinden çekiştiriyordu.
  • Yanında Daemon varken kimin cep fenerine ihtiyacı olurdu ki ?
  • Çok b*ktan bir durumdu...Korsan kitapçılardan,en sevdiğim serinin bir sonraki kitabı için bir yıl beklemekten,kitabın en olmadık yerde bitmesinden bile b*ktandı hem de.( Ama ama ama...Bu kitap da en olmadık yerde bitti Jen... Oluyo mu böyle ? :[ )

Uh ne çok çizmişim.Daha yazmadıklarım da vaar. :( DEX seni çok seviyoruz ve lütfen Origin'i çabuk çıkaaaar. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder