21 Ekim 2013 Pazartesi

# Alışveriş 4



Babamı çok çok çok seviyorum. :) Geçen sefer gittiğimde almadığım kitaplarımı bugün bana gidip almış. Sevincim tazeyken yazayım dedim. Sınavlar başlayana kadar bunların tadını çıkarayım bali. :) Sonra kafamızı kaldıracak vaktimiz kalmıyor malum...Her neyse, iyi ki varsın babacım. <3




20 Ekim 2013 Pazar

# Alışveriş 3



Evet biliyorum aslında almam gereken kitapları almadım. :( Kürk Mantolu Madonna burada ama Ruhsuz'u ve Sütlü Mü Köpüklü Mü'yü göremiyorsunuz. Soğuk Kahve'yi görünce dayanamadım ne yapayım. :) ( Soğuk Kahve tanıtımına şuradan bakabilirsin. ) Bir sonraki alışverişte alırım heralde diğerlerini de :)







Ve Doğan Kitaptan da bir tanıtım broşürü almış oldum. :)

Siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Ancak bu hikaye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. Adı Gaza. Babası bir insan kaçakçısı, Gaza da onun çırağı. Henüz 9 yaşında. Yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta. 

"Babam bir katil olmasaydı, ben de olmayacaktım..."

Metnin tamamı: 120 sayfa
Yazan: Hakan Günday
1.Baskı: Ekim 2013
Doğan Egmont Yayıncılık

18 Ekim 2013 Cuma

Kitap Seçimi :)

Daha önce bahsetmiştim,alacağım kitaplara kura ile karar verdiğimden. Bayram harçlıklarımı topladığıma göre de artık alışverişe çıkma doğal olarak da kitap seçme vakti gelmişti. Fakat bu sefer kağıtla değil de bir kura sitesinden belirledim. Daha önce yazdığım kitapları oraya da yazdım. Ve çok da sevindiğim 2 kitabı seçtim. :)


İlk olarak isimler










Ve sonuç :)



He bir de daha önceki seçimde Sütlü Mü Köpüklü Mü kitabı çıkmıştı fakat bulamamıştım. Bu sefer de bakacağım ona bir daha. Umarım vardır.

16 Ekim 2013 Çarşamba

# Ne Okuyorum 16

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu



Aslında bu kitabı okumamızı Edebiyat öğretmenimiz istemişti.Çünkü ilk sınavda bundan soru soracakmış.Daha önce kitabın çok sıkıcı olduğunu söyleyenler olduğu için hiç okuma girişimim olmadı ve kitaba da ön yargıyla yaklaştım fakat,evet öğretmen haklıymış,yazarın anlattıklarını tek tek hissediyorsunuz.Acıyı,sevgiyi...Sanırım öğretmene bir teşekkür borçluyum.Anlamadığım kelimeler oldukça fazla ancak arka taraftaki sözlükte zaten bir çoğu mevcut.
Her şeyi siz de kendi içinizde yaşıyorsunuz.Çocuğun yaralı bacağında çektiği acıyı,tutulduğu aşkı...Çok büyük haksızlık etmişim.

Sevdiğim sözler : 

Beklemesini onlar kadar bilen yoktur.
Ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürüdüm.
O insan ki yüzünden bıkkınlıkla sebat mücadele eder.
Annelere anlatılan kederler taksim değil, zarbedilmiş olur.
Kendimi çok sevdiğim an, kendime çok acıdığım an.
   Beni yalnız bu koruyor:Bu aşk, bu merhamet.
Fakat bu ışığa çok bakamıyordum, bu güneş bile gözlerimden içeriye girince, kendimden daha büyük bir karanlık denize düşmüş gibi derhal sönüyor ve içimin rengini alıyordu.
Istırap, ağırlığıma bir şeyler katıyordu.
İçimde hep ne olduklarını bilmediğim gizli ve meçhul ümitlere sarılmıştım; onlar olmasa bir saniye nefes alamazdım; çünkü bütün hesaplar aleyhime çıkıyordu, bu meçhul ümitler beni aldatırlarsa mahvolacaktım.
Birbirimize açıldıkça kapanıyorduk.
Meçhul ümitlere inanmadığım an,beni kurtaracak şeyin ne oluduğunu bilmek istiyorum.Ümit etmek bile az.Emin olmak ihtiyacı.Yalancı istikbalin şüpheli vaatlerine değil, teminatına ve senedine ihtiyacım var.Halbuki o vaat bile etmiyor ve kendisine beni nasıl karşılayacağını sorduğum vakit, korkunç bir dilsizlikle susuyor.
Bir genç kız ne ister? Mes'ut olmak ister.
Hayretimin üstüne binen sevincimi taşıyamayacak bir hale geldim.
Halbuki mesele çok basit: İnsan hastalanır ve ölür.
Bazen etrafımızda o kadar esrarlı bir hadise olur ki ince teferuatına kadar bunu sezeriz, fakat hiçbir şey idrak etmeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh her şeyi anlar, fakat bize anlatmaz,böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar.
Yalana her şey isyan etmelidir.Eşya bile...
Hakikat seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: "Buradayım!"der.
Ve bana Goethe'nin bir safsatasını telkine çalıştı. "Az ümit edip çok elde etmek hayatın hakiki sırrıdır."
Denizde, dalgalar arasında boğulacağını anladıktan sonra hiçbir hareket yapmayarak kendilerini suya salıverenler ve felaketi bir an evvel isteyenler gibi kendimi bırakmıştım.Bir şey ümit etmemenin rahatlığından başka barınacak ruhi bir köşem kalmamıştı.
   Artık hiçbir şey tahmin etmiyor,hiçbir şey beklemiyordum.

Gözlerimin içine bakıyor ve hiç bir şey söylemiyordu.Şiddetle titremeye başladım.Söyleyeceği mühim şeylerin vehametini evvela gözleriyle haber verdiğini anlıyordum.
Vücudumun büyük bir parçasını kaybetmek hayaline bir saniye katlanamıyorum, içime baygınlıklar geliyor, ellerimle hasta bacağımı tutuyorum ve onun ölümünü kendi ölümümden daha dehşetli buluyorum.
Giyinip soyunurken, pansuman yapılırken, minderin üstünde uzanırken, dakikalarca, mahkum uzvuma bakıyorum; her parçası, her hareketi, her yeni aldığı şekil bana birçok düşünceler veriyor, canlanıyor, ehemmiyet kazanıyor, şahsiyet sahibi oluyor ve öteki sağlam uzuvlar arasında idama mahkum bir kardeş gibi, endişeli bir hareketsizlikle susuyor. Celladın bıçağına teslim olacak olduktan sonra senelerce bu işkenceyi niçin çekti? Niçin kan ağladı?
"...bunu kasaplar da yaparlar ve bir balta vuruşta bir uzvu uçururlar.Biz,biraz tentürdiyot süreriz ve biraz da kloroformla hastayı uyuturuz. Farkı budur. Doktorluk, bu bacağı ve bu gençliği kurtarmaktır."
Bizden uzaklaşmadıkça bize görünmeyen sıhhat, itiyadın verdiği hissizlikle, sağlamların şuurundan kaçıp nasıl ve nereye saklanıyor? Onu ben görüyorum, çünkü benden uzak...
Istıraptan korkmamanın tek ilacı ıstıraptır. Bu ateşi o ateş söndürür.
Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.
Istırabın derinlerine indikçe sevincimizi kaybetmek korkusu kalmadığı için, yeni bir sevinç başlıyor: Istırabın ilacı ıstıraptır.İkisinin hasıl-ı zarbı: Sevinç.
İki hasta kadar birbirine yakın hiç kimse yoktur.



***

15 Ekim 2013 Salı

# CNBC-e




Ekim 2013


Sonunda sonunda ve sonunda Ekim sayısını alıp inceleyebildim.Bu okulla başım dertte arkadaş.
:( Neyse kısaca dergiye bir göz atalım :








Dergimiz bu ay kapak olarak Vikings'i almış ve içerikte de Vikingler hakkında bol bol bilgi vermiş.







Ekim ajandası ise özet olarak yandaki gibi. :)




Neler Oluyor ?




VEEP'İN ZAFER NARALARI
Veep'teki performansları ile Komedi dalında En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Emmy'si alan Julia Louis-Dreyfus ve Tony Hale'in sevinci görülmeye değerdi.Çok yaşa Veep !

OLDU MU ŞİMDİ BUFFY?
Buffy The Vampire Slayer'in sona erdiğini, dizinin diğer oyuncuları gibi Sarah Michelle Gellar'ın Entertainment Weekly'e verdiği özel röpörtaj vesilesiyle öğrenen Alyson Hannigan,derginin kapağını gördüğü anı unutamıyor."Dünyam başıma yıkıldı."

KUKLALARLA TAHT OYUNLARI
Game of Thrones yıldızlarının konuk olmasını beklediğimiz son program Susam Sokağı'dır herhalde.Ancak asla "Asla" dememek gerek.Zira Peter Dinklage ve Lena Headey Susam Sokağı'nda.

İFLAH OLMAZ BREAKING BAD HAYRANLARINA
Breaking Bad'in setinden bir hatıra ister misiniz? Screenbid.com sitesi, setten 250 parçayı açık arttırmayla satışa çıkarıyor.29 Eylül'de başlayan satışın gözdesi ise yukarıda gördüğünüz ayıcık.

HANNIBAL'IN EN YENİ TRANSFERİ
Sex and the City'nin Miranda'sı Cynthia Nixon Hannibal'ın gelecek sezonunda FBI'da çalışan Kade Purnell rolünde çıkacak karşımıza.

MEŞHUR "ANNE"HİÇ HIMYM İZLEMEMİŞ !
Ted'in "anne"arayışı son buldu ve HIMYM hayranları rahat bir nefes aldı.Ancak anneyi canlandıran Cristin Milioti diziyi daha önce izlemediği için ne kadar büyük bir sorunun cevabı olduğunun farkında değil galiba.


SETLERDEN 











                                     
Kim Ne Dedi ?

Doctor Who'yu arkamda bıraktım,konuk oyuncu olarak bile dönmeyi düşünmüyorum.Böyle bir yeminim var.
-Karen Gillan


Laurence Fishburne'e uzun zamandır hayranım.Bir insanın ilk filmi nasıl Apocalypse Now olabilir ki ? Şaka gibi.
-Hugh Dancy


Hannibal

 Neden "ölüm"Sayın Fuller ?

Hannibal'ın yaratıcısı Bryan Fuller'ın ölümle bir alıp veremediği olmalı.Önce Dead Like Me, sonra Pushing Daisies ve şimdi de ölümün demirbaş olduğu Hannibal.


TV'nin en şık katili

Hannibal Lecter'ın tek yeteneği insanların zihinlerine sızmak değil.Kabul etmelisiniz ki, giyinmeyi de biliyor.

                                                   




Hannibal seti kanlı ve yapış yapış 


Sinemanın en tekinsiz 5 sofrası

Hannibal Lecter'ın sofrasına oturmaya korkuyorsanız,bir de bu sofraları deneyin.


  • The Texas Chain Saw Messacre (1974)
  • The Cook,te Thief,His Wife & Her Lover (1989)
  • Nosferatu: Phantom der Nacht (1979)
  • Alien (1979)
  • Braindead (1992)




Vikingler hakkında kısa kısa



Doctor Who neden farklı ?

  • Dalek tutkusu
  • Yaratıcı lügat
  • Bilimkurguda öncü
  • Jenerik şarkısı

Wedding Band





1 Ekimde Wedding Band'e Megan Fox konuk oldu.O bölümde rol alması beklenen oyuncu son anda yan çizince Tommy'i canlandıran Brian Austin Green'in eşi Megan Fox role talip oldu.Eşinin gözünde o bir kahraman. :)



the simpsons tanıma testi 






Bayram Ekranı


Ekim ayı filmleri



Ekim ayı filmlerinden bir kaçı :










 Yeni bir dizi : 

Winners & Losers










Family Guy / South Park




Film Eki'nden



Yerçekimi

Çılgın Hırsız 2

Kalbim Sende



Ve ek :) 

Bayram Kartpostallarının topluca hali.




YERİ GELMİŞKEN İYİ BAYRAMLAR EFENİİİİM :)

14 Ekim 2013 Pazartesi

# Ne Okuyorum 15

KİTAP HIRSIZI





Bu kitabı o kadar zaman bitiremeyip de elimde sürüklediğim için kendimden utandım.

Bir kere kitabın anlatımı zaten : 


Konu desen muhteşem ve kitap bittiğinde boşluğa düşmüş gibi oluyorsunuz.

Konu olarak,okuma bilmeyen bir kitap hırsızının yani Liesel Meminger'in yaşamı ölümün ağzından anlatılıyor.Öz annesi ve erkek kardeşinden ayrılıp evlatlık verildiği Himmel Sokağı'nda yaşayan Hubermann ailesini yanına taşınmasıyla ve Rosa,Hans,Rudy,Max,Ilsa ile tanışmasıyla hayatı tamamen değişen,Nazi Almanyası'nın zorluklarıyla yaşayan Liesel...Her daim kitaba aç olan ve kelimelerle iyi anlaşan Kitap Hırsızı.

Okumazsanız çok şey kaybedersiniz diyebilirim.Hans'ın merhametiyle eriyecek,Liesel ile beraber ağlayacak,Max'e üzülecek,Rosa'ya önce kızıp,sonra ısınacak,Rudy'e gülecek ve her karakteri bizzat içinizde yaşayacaksınız.Tek bir şeye eminim ;  Kitap Hırsızı'nı çok sevecek,hiç bitmesin isteyeceksiniz.


Kitaptan Can Alıcı Birkaç Söz : 

 İŞTE KÜÇÜK BİR GERÇEK
      Öleceksiniz
 Kişisel olarak,çikolata rengi gökyüzünü severim.Koyu,çok koyu çikolata.
 Annesi hep hastaydı ve tedavi olacak paraları yoktu.Bunu biliyordu.Ama bilmesi,kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmiyordu.
 Yüze atılan bir kartopu,uzun ömürlü bir arkadaşlık için kesinlikle mükemmel bir başlangıçtır.
 SENDEN NEFRET EDEN BİR ÇOCUKTAN DAHA KÖTÜ TEK ŞEY.
      Sana aşık bir çocuk.
 Kalbinin derinliklerinde bir yerde bir kaşıntı vardı,fakat kaşımamaya dikkat ediyordu.Ortaya çıkabilecek şeylerden korkuyordu.
 Rudy dünyayı bozguna uğratmak için kendini baştan aşağı siyaha boyayan deliydi.
      Liesel kelimeleri okuyamayan kitap hırsızıydı.
      Ama inanın bana,kelimeler yoldaydı ve geldiklerinde,Liesel onlara bulut gibi ellerle tutunup,yağmur gibi sularını sıkacaktı.
 Çoğu acı hikayesinde olduğu gibi, her şey derin bir mutlulukla başlamıştı.
 Kitapları tek tek parmaklarının altında hissetti.Sihir gibiydi.Bir avizeden yayılan parlak ışık huzmeleri gibi.Birkaç kez kitaplardan birini neredeyse yerinden çekecekti ama onları rahatsız etmeye cesareti yoktu.Çok mükemmellerdi.
 DEV KAYA GİBİ İKİ KELİME
      ÖZÜR DİLERİM
 İnsan her zaman dilediğini elde etmezdi.
 Hayatları hayal bile edilemeyecek ölçüde değişmişti ama hiçbir şey olmamış gibi davranmaları şarttı.
      Yüzünüze bir tokat yedikten sonra gülümsediğinizi düşünün.Sonra da bunu günde yirmi dört saat yaptığınızı.
 "Açlıktan ölüyorum,"diye cevap verdi Liesel,Bir kitap için.
 İnsan, mutluluğu çalabilir miydi ?
 GÜZEL BİR DÜŞÜNCE
      Biri kitap hırsızıydı.
      Diğeri gökyüzünü çalmıştı.
 Özsaygısı ayak bileklerinin etrafında toplanmıştı.
 Güneş dünyayı kıpırdatır.
O da yahni gibi tekrar tekrar bizi.
...
Dünya çirkin bir yahni,diye düşündü.
O kadar çirkin ki tahammül edemiyorum.
 O kadar öfkeliydim, o kadar korkuyordum ki kelimeleri öldürmek istedim.
 Üçüncü sayfaya geldiğinde eli ağrıyordu.
Kelimeler çok ağır,diye düşündü...
 O çalarken sık sık parmaklarına ve yüzüne bakıyorum.Akordeon nefes alıyor.Yanaklarına çizgiler var.Onlar da nefes alıyor gibiler ve nedense onlara baktığımda içimden ağlamak geliyor.Üzüntüden veya gururdan değil.Sadece hareket edip değişme şekillerinden.Bazen babamın bir akordeon olduğunu düşünüyorum.Bana bakıp gülümsediğinde ve nefes aldığında notaları duyuyorum.
 Bu onun tek zararı.Kalbime basıyor.İçimden ağlamak geliyor.

***


Bu kitap niye bitti ki ! ! ! 






5 Ekim 2013 Cumartesi

22 Gün İhmal Edilen Blog ! :(

Gerçekten okul varken hiçbir şeye fırsat kalmıyo.Ya 22 gündür bloga bir satır bir şey yazamadım.Kitap okuyamadım,film-dizi desen zaten izleyemiyorum.Sabah 6.45'te evden çıkıyorum,17.15'te evde oluyorum.Yolum uzun 45 dakika - 1 saat kadar sürüyor. Orada anca kitap okumaya ve müzik dinlemeye fırsat bulabiliyorum.Hafta sonları ise tam anlamıyla rahat bir nefes alabilirim diyorum ama onlar da henüz ilk haftalarda olduğumuz için koşuşturmalarla,ilk haftadan ödev veren güzel hocaların (!) verdiği ödevleri yapmakla ve alışverişle geçiyor.Daha anca fırsat bulabildim.Sonra bir tek bayram tatilimiz olucak. O da bitince sınavlar başlıyor yani :


Ya ben tatili gerçekten çok özlüyorum.Sabahtan akşama kadar bir şeyler izlemeyi,geceleri ise sabahlara kadar sürükleyici bir kitabı telefonun ışığında okumayı... Şimdi sabahtan akşama kadar okul,geceye kadar ödev ve ışık hızında geçen hafta sonu tatili...


En son okumaya başladığım kitap 1 ay kadardır hala da elimde sürükleniyor.Yeni çıkan şeyleri de takip edemiyorum.Blog desen bişi yapamayınca zaten paylaşamıyorum da.Böyle olursa blogun gelişmesi biraz zor görünüyor.