14 Aralık 2013 Cumartesi

# Ne Okuyorum 20

Sütlü Mü Köpüklü Mü?


Eveet bir kişisel gelişim kitabı. :) Yemek-iş-uyku alışkanlıklarınızı değiştirmek ve doğru kararlar vermek için yardıma ihtiyacınız varsa mutlaka okuyun derim. Bazı yerler çok işime geldiği için okurken hoşuma gitti. :)

Aşağıda, kitaptan bazı örnekleri bulabilirsin  :







Özellikle bu son fotoğraftaki yazıyı anneme okutmayı düşünüyorum. :)


***


# Ne Okuyorum 19

Kar,Nar ve Çalıkuşu !


Çarşamba günü edebiyat sınavım vardı ancak ben henüz Çalıkuşu'nu bitirmemiştim. Şansıma o gün kar yağdı ve okullar da tatil oldu. Böylesi tabi her türlü işime geldi tabiii. :)  Ben de fırsatını bulmuşken kitabımı narımı aldım pencerenin önüne oturdum ve okumama devam ettim. Kafamdaki huzurun tanımı da tam olarak böyle bir şeydi. :) Kitabı okurken Feride'ye güldüm, Munise'ye ağladım, Kamran'a kızdım, kısaca bu kitabı da kendim yaşadım. Hem okuduğum iyi oldu diziyle kıyaslayabileceğim. :)


Sevdiğim Sözler : 

  • Sevecek hakiki bir insan bulanlara şaşmak lazım... Çünkü onun bir hayalini bile bulmak o kadar güç, o kadar güç ki...
  • Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey olursa kendisi, kim bilir, neydi?
  • İnsan birini sevmek felaketine uğradı mı esir gibi bir şey oluyor.
  • Yara sıcakken acımaz, hemşireciğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?...
  • İnsan, yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması, bir ayrı sızı uyandırırmış.
  • İçimde sönük bir ümit yok değildi. Çok güzel bulduğumuz için, hiçbir zaman elimize geçmeyecek sandığımız şeylere karşı duyulan o ümitsiz ümit.
  • Üşümek mi? İnsanın içinde güneş yanarken üşümek mi? 
  • ...mesut günlerin yazılacak nesi olur ki?
  • Bu gözler, gülümsemeler, canlı bir ıztırap gibi büyük ve derin görünecekler. Fakat gülmeye başladıkları an her şey değişiyor. O vakit küçülüyorlar, ziyalar (ışıklar) içlerine sığmıyor, küçük parıltılarla yanakların üstüne dökülmeye başlıyor.
  • Ah, bu erkekler! Hepsinde aynı gurur, aynı kendini beğeniş. Bizim de bir kalbimiz olduğunu, bizim de "mutlaka" isteyecek bir şeyimiz olabileceğini, bir türlü akıllarına getirmek istemiyorlar.
  • Aydınlık, hasta gözleri nasıl incitiyorsa, saadet de hasta gönülleri öyle sızlatıyor. Hasta gözler gibi hasta gönüler için de karanlıktan iyi ilaç yok.
  • Sevda, çocuk gözlerinden uyku gibi akar.
  • Bütün nefretlerime, isyanlarıma, bütün o geçmiş şeylere rağmen, ben yine bir parça senindim.
  • Çalıkuşu bugün defterinin gözyaşlarından kirlenmiş sayfalarına dökülen sonbahar yaprakları içinde müebbedden ölüyor.
  • Kamran, ben seni sevmesini, senden ayrıldıktan sonra öğrendim.
  • Bütün olan, geçen şeylere rağmen, sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin...
  • Seni sevmeye başladığım vakit gülmeden, eğlenmeden başka bir şey düşünmeyen hafif, yaramaz bir kız çocuğu, ışık gibi, ses gibi elde durmasına imkan olmayan bir Çalıkuşu'ydun.
***