30 Haziran 2014 Pazartesi

Diaries ♥

' Yazmak Başlı Başına Bir Terapidir '




Herkese merhabaa ! :)


Öncelikle bence günlük yazmak, daha doğrusu yazı yazmak çok keyifli bir şey. 

Küçüklüğümden beri hep günlük yazmışımdır. Tabi o zamanlar kullandıklarım tüylü - simli, pembe, kilitli olanlardı ve yazmaya genelde "Bugün uyanınca kahvaltımı yaptım. Sonra okula gittim..." diye başlardım. :)

Ama ciddi olarak 4 senedir günlük tutuyorum. Her gün yazmıyorum ama mutluluklarımı, heyecanlarımı ve üzüntülerimi beni etkileyen her şeyi şu yukarıda gördüğünüz 3 deftere yazdım.

Beni gerçekten üzen bir şey olduğunda eğer başarıp da kalemi alıp içimi günlüğe dökersem, yazmayı bitirdiğimde kuş kadar hafiflemiş hissediyorum. Sanki yazdıkça içimdeki sıkıntı çıkıp, satırların arasına akıyormuş gibi.

Ya da sevindiğim bir şey olduğunda onu paylaşabileceğim bir şey olması da çok güzel. Bunu bir arkadaşınızla da paylaşabilirsiniz ama yazmak cidden çok farklı bir şey.

Söylendiği gibi, "Yazmak başlı başına bir terapidir."

Ve yıllar sonra bunları okuyup bugünlerimi hatırlayıp, aynı hisleri o zaman da yaşayabileceğimi düşünüyorum. Belki şimdi beni üzen bir şey o zaman çokomik gelebilir,"Buna mı ağlamışım ben ya "diyebilir ve okuyup gülebilirim. Ya da güzel anıları okuyup, "Ne güzel günlerdi onlar." diye iç geçirebilirim. Bazı hatıraları ölümsüzleştirmek güzel şey.

3.günlüğüm de yakında biter. O zaman yine yeni bir tane alacağım. Zaten D&R'daki defterler hoşuma gittiği için hep onları kullandım. Yine oradan alırım gibi geliyor. :)

"Ancak yazıya geçmiş düşüncenin değeri vardır; geri kalanlar boş çırpınmalardan, rüzgarın alıp götürdüğü bir saatlik hayallerden, başka bir şey değildir."
Emile Zola

Ve hepinize hayırlı ramazanlar. :)

18 Haziran 2014 Çarşamba

# Ne Okuyorum 28


Ayaklı Bela ( Beautiful #2 )

Eveet bu kitap tam olarak 2 ay 5 gün boyunca - Goodreads sağolsun. Ya ne iyi şey ne zaman başladığın falan hep kayıtta. - elimde sürüklendikten sonra sonunda bitti.

Ya hayır aslında akıcı da bir kitap ama işte benim okulum sayesinde bu sene sadece 6 kitap okuyabildim. Bununla 7 oluyor işte. - Yine Goodreads okuma hedefi sayesinde sayabiliyoruz :D - 
Şuraya tıkladığınızda 1. kitapla ilgili yazıma ulaşabilirsiniz. Kitabın konusu, alıntılar ve serinin diğer kitaplarının bilgisi orada mevcut. Zaten o esas kızın ağzından anlatılırken bu esas oğlanın ağzından anlatıldığı için alıntılar benziyor ve konuyu da tekrar yazmama gerek yok sanırım. :) 

Sadece Travis'in ağzından dinlemek... Samimiydi bence. 
Bir de birbirlerine olan hitaplarını "Hocam" diye çevirmeleri... :D Shepley de çok sempatik aslında. :)

Yazım hataları 1. kitaba göre çok çok azdı. Sanırım sadece birkaç yerde isim karışıklığı olmuş. 
Ama bu versiyona da bayıldım. <3 


Bir de epilog bölümü var ki :O :O :O Tabi ki size söyleyemem. :) :)


Şimdi diğerinden farklı alıntılardan birkaçını buraya yazsam fena da olmaz sanırım :



...ve bununla başa çıkmak için hiçbir şey yapmıyordum, çünkü yapamıyordum. Daha da kötüsü vardı : Bu konuda bir şey yapmak istemiyordum.

Kızlar birbirlerini yargılamalarıyla meşhurdurlar ve buna ancak bir erkeği yargılamak için ara verirler.

...beni şahsıma özgü bir tür uyuşturucuyla tanıştırmıştı. Ve bir türlü yetmiyordu ve bırakmak da istemiyordum. Her ne kadar buna kesinlikle bağımlılık demesem de, bir defa bile tadında bakmayı göze alamıyordum. Onu yakınımda tutmakla yetiniyordum, sadece etrafta olduğunu bilmek bile kendimi daha iyi hissettiriyordu.
Benim için hiç umut yoktu.

Abby'de sertlik ve narinlik hassas bir dengeydi. Onu fazla zorlamaköşeye sıkıştırılmış bir hayvanın vereceği tepkiyi uyandırıyordu. İhtiyaç duyduğu ip cambazlığını yapmak eğlenceliydi, saatte bin kilometre hızla geri giden bir motosikletle uçurumun üstüne gerili bir ipin üstünde gidiyormuş hissi veriyordu.

Benim için endişelendiğinde başka bir güzel oluyordu.

Onu böye gülümsetebilen tekişinin ben olmadığımı fark ettim ve bir anda sinirlerime hakim olmaya çalışırken buldum kendimi.

Başka bir hayatta seni sevebilirdim.

Sonbahar bulutları her şeyin üstüne gri bir gölge düşürüyordu ama Abby'nin gülümsemesi yaz güneşi gibiydi.

"Şu anda yüzünde olan gülümseme için her şeyi yapardım."

Bir an Abby'yi rahat bırakmam gerektiğini bir sonraki an onun peşinden koşmanın yanlış olmadığını hissediyordum; hayranı olduğu gruptaki çocuklardan hangisinin hayatının aşkı olduğuna karar vermeye çalışan ergen bir kız kadar kararsızdım.

Toto anında kucağına tırmanıp dikkat çekmek için yalvarmaya başladı. O duyguyu biliyordum. Bütün o saçmalıklar, o aptal gövde gösterileri; her şey bir şekilde dikkatini çekebilmek içindi ama o bütün bunlardan etkilenmemiş gibi görünüyordu. Deli halimden bile.

Tek düşündüğüm sensin. Tek hayal ettiğim sensin. Tek istediğim sensin.

"Burası sen gittiğinden beri ev gibi değildi."

Sanki ne zaman işleri yoluna sokmaya başlasam, o kahrolası öfke sorunum çirkin yüzünü göstermek zorundaymış gibi hissediyordum. Öfkemi kontrol altına almak zorundaydım yoksa bugüne kadar başıma gelen en iyi şeyi kaybedecektim.

Belki beraberken ya patlayacak ya da bütünleşecek enerji dolu bir varlığa dönüşüyorduk. Her iki durumda da görünüşe göre onunla tanıştığım an hayarım alt üst olmuştu. Ve ben de başka türlü olmasını istemiyordum.

"Çünkü seni paylaşmayacağım. İmkanı yok."

"Geleceği düşündüğümde seni görüyorum."

"Cehennemden çıkmış gibi görünüyorsun," dedi.
"Bu hafta oraya bir iki defa uğradım."

...ve birlikte geçirdiğimiz bir saniyeyi bile hiçbir şeye değişmeyeceğimi anladım.

...ben de bir nefes daha aldım, soluklarımla onu içime çekmeye çalışıyordum, o anı sonsuza dek beynime kazımaya çalıştım.

Abby'nin saçını öptüğümde, bana sanki içimde erimek istermiş gibi sarıldı.

"Onunla...onunlayken yaşadığın bütün o kötü şeylere odaklansan işlerin kolaylaşır mı sence ?"
İçimi çektim. " Denedim. Dönüp dolaşıp aynı düşünceye geliyorum."
"Neymiş o? "
"Artık bitti ya, bütün o kötü şeyleri de geri istiyorum...sadece iyileri yeniden yaşayabilmek için."

"...Güvercin. Sen benim iyi şans tılsımımsın."
"Ben senin hiçbir şeyin değilim." Öfkeyle bana baktı.
Kaşlarımı çattım ve adımımın ortasında durdum. 
"Sen benim her şeyimsin."

"...Travis! Sana ait değilim!"
.
.
.
"PEKİ AMA BEN SANA AİDİM !"

Tam bir eşekafa olmasaydım, evde kalması için ısrar ederdim ama pek çok defa görüldüğü üzere öyleydim.
Abby Abernathy'nin yakınında olma ihtiyacım her türlü mantıktan daha güçlüydü. Her zaman böyle olmuştu ve her zaman böyle olacağını düşünüyordum.


"...Korktuğum tek şey sensiz bir hayat, Güvercin."

"O zaman korkacak hiçbir şeyin yok demektir. Biz sonsuza dek beraber olacağız."

Her ne kadar birbirimize cehennemi yaşatmış olsak da sonunda cenneti bulmayı başarmıştık. Bu belki de bir çift günahkarın hak ettiğinden fazlaydı ama şikayet edecek değildim.


Ƹ̴Ӂ̴Ʒ    Ƹ̴Ӂ̴Ʒ    Ƹ̴Ӂ̴Ʒ


16 Haziran 2014 Pazartesi

Bir Kurtadam - Vampir - Hayalet Hikayesi : Being Human !


IS HARDER THAN IT LOOKS 




Öncelikle şunu belirteyim, aşık olduğum bu dizinin finalini izlemek benim için hiç kolay olmadı. :(

Dizinin tanıtımını yaptığım bir yazı vardı onun linkini buraya koyacaktım fakat artık esrarengiz bir şekilde yok. ^o^

Bir ara yanlışlıkla bir yayını sildim sanırım. Büyük ihtimal o olacak. Bu yüzden kısaca tekrar diziyi tanıtmalıyım. 

Yirmili yaşlarında, Boston'da aynı evde yaşayan üç ev arkadaşı. Ama pijama partisi verilen ev arkadaşlarından değil. :)



Aidan Waite

Sam Witwer'ın canlandırdığı Aidan karakteri 200 küsür yaşında bir vampirdir.
Bağımsızlık Savaşı sırasında James Bishop ( Mark Pellegrino ) tarafından bir vampire dönüştürülmüştür.
E adam 200 küsür yaşında olunca haliyle onlarca sevgilisi ve çocuğu oluyor. Iıı bi de şey, spoiler vermek gibi olmasın ama hiç birinin sonunun iyi bittiğini söyleyemeyiz ehehehe. :) Bu arada hemşirlik yaptığını söylemiş miydim ?





 Josh Levison

Sam Huntington tarafından canlandırılan, "tatlılıktan ölücem" imajı veren bir kurtadam. Daha doğrusu kurtadamcık. Böyle daha sevimli oldu. :)
Şimdi onu dönüştüreni söylersem spoiler falan olur sanırım o yüzden söylemeyeyim.
Josh, kurtadam olduğunu öğrenince sessizce ailesini terk eder. Aidan'la tanışır ve hastanede çalışmaya başlar. Aidan'la bir ev tutarlar.
Kurt olmaktan kurtulmak için - tekerleme gibi oldu :P -her yolu deneyecektir.





Sally Malik

Meaghan Rath tarafından canlandırılan özgür ruh. Aidan ve Josh'ın taşındığı evde ölüp (nişanlısı Danny öldürüyor) ruhu oraya hapsolan hayalet. Hayalet yeteneklerini oldukça geliştirecek hatta bir ara cadılığa saracaktır.


Elbette bunların yanında çok farklı karakterler var ancak ben sadece 3'ü üzerinde durdum. Aslında Nora'yı yani Josh'ın sevdiceğini yazmalıydım ama bu sefer Aidan'ınkilere haksızlık olurdu. Onları yazmaya kalkarsam da uuuhuuu.... :)

Dizi ilk başlarda sevimli bir vampir - kurtadam - hayalet dizisiyken 3. sezonda birden zombi dizisine dönüştü ve resmen dizinin seyri değişti. 4. sezonla da final yaptı zaten. Finalde mutlulukla hüzün arasında sıkıştım kaldım. Ama hayatımın en harika dizilerinden birisiydi. 

Aidan sen bir canavar değilsin can içim. Biz seni bu halinle de seviyoruz.

Josh yine tatlılıktan ölmedin.

Ve Sally asi kızım benim. 




Fotoğraflar, karakterler, bölümler ve daha fazlası için ;


ve

http://beinghuman.wikia.com/wiki/Being_Human_Wiki

adreslerine bakabilirsiniz. :)

Ayrıca dizinin ilk versiyonu ve 5 sezondan oluşan UK versiyonu da bulunmaktadır.


***









Bloguma Dönüş :)


Uzun bir aradan sonra herkese tekrar merhaba ! :)


Lisedeki ilk senem oluğu için oldukça yoğun ve bir o kadar da çabuk geçen bir okul dönemi oldu benim için. Her sınav ve ödev teslim döneminde büyük bir bıkkınlık yaşadım, bir çokez "Okulu bırakıcam yaa, dayanamıyorum artık, bıktım" gibi durumlara girdim ama hepsini bir şekilde atlattım. Bir sürü yeni güzel arkadaşlıklar kurdum. Ve acısıyla tatlısıyla bir seneyi daha geride bıraktım. 



Şöyle bir dönüp bakıyorum da sanki daha dün başlamışım, daha dün "acaba ilk günüm nasıl geçicek" diye heyecandan bayılmak üzereymişim gibi geliyor. O koşuşturmacada o kadar çabuk geçti ki zaman...Bu sırada tabi ne blogla fazlaca ilgilenebildim. Ne kitap, ne film ne de diziye fazlaca zaman ayırabildim. Zaten boş zamanlarda da içimden gelmedi. Elime bir kitap aldığımda 10 sayfadan fazla okuyamadım. Aylarca aynı kitabın çantamda sürüklendiği oldu. Okul için bir şeyleri yetiştirmeye çalışmaktan başımı kaşımaya zamanım olmadı diyebiliriz. SBS döneminde bile daha rahattım neredeyse. 



Bu 3 aylık yaz tatili benim için tam bir gevşeme dönemi olacak.






Bu arada şuradaki yazımda şikayet ettiğim dertten artık muzdarip değilim. Artık sınırsız internetim var. :D Sınırsız internetin bir nimet olduğunu düşünerek bu tatilde öncekine göre, blogda daha verimli olacağımı umut ediyorum. Umarım hepimiz için çok güzel bir 3 ay olur. Sizi seviyorum :*


10 üyeme ve bloguma atılan 6154 göze teşekkürler. Dediğim gibi iyiki varsınız. <3