30 Haziran 2015 Salı

 JAPONYA DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN AYAKTA 
























PEKİ YA, 





BİZ NERDEYİZ ?



28 Haziran 2015 Pazar

# Ne Okuyorum 53 - 54 - 55

SÖYLEMEYECEĞİNE SÖZ VER

Hayırlı Ramazanlaaar :)

Yine 'uzun' bir aradan sonra tekrar burada olmak güzel. :)

Tatil kafasına girmiş bulunuyorum ama ramazan boyunca tatil anlayışım o kanepeden bu kanepeye gezmekle sınırlı. Kitap okumaya, film izlemeye bile üşenir haldeyim. :)
Söylemeyeceğine Söz Ver'e gelirsek, uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı, bloga da yazmıştım hatta şuraya tıklayarak o yazıma ulaşabilirsiniz. Kitabın konusu da orada mevcut.
Kitabı satın almam ise bu senenin fuarında olmuştu. O yazıma da şuradan ulaşabilirsiniz.

Aslında bu kitabı daha okul kapanmadan bir kaç hafta önce okuyup bitirmiştim. Çok istediğim bir kitabı okumuş, beğenmiş hatta etkisinde kalmış olmanın verdiği heyecanla taze taze o zaman girseydim şuan oldukça duygu yüklü uzun bir takdir yazısı yazıyor olabilirdim. 

Fakat, fuar yazımı okuduysanız, bunun ikinci kitabı diye kandırıldığım yazarın bir başka kitabını da -Kayıp Kızlar Adası- okuyup ikisinin yazısını aynı anda girmek istedim. 

Hem kandırılmış olmanın verdiği kızgınlık, hem birincisi kadar iyi olmayacağı ön yargısı, hem de sınav haftası elime almış olmam sebebiyle bu kitabı okumayı sürekli erteledim. Mayısın ortalarında başladığım kitap daha üç gün önce tekrar başa sarmamla ancak dün akşam bitti.

Tabi bu kadar zaman geçince birincinin üzerimde bıraktığı etki yok oldu ama ikincisine karşı olan ön yargım da kırıldı. Yani birincisiyle kıyaslamadan onu da tek başına değerlendirebildim.

Söylemeyeceğine Söz Ver ile başlarsak... Korku - Gerilim okuyamayanların -örneğin benim- bile çok rahat okuyabileceği bir kitap. Gerçekten öyle titreye titreye korkmuyorsunuz. Gayet müthiş. Ama yine de insan geceleri daha duygusal olduğundan gece okumamanızı tavsiye ederim. O:)

Olayları sadece not aldığım kadarıyla bildiğimden, öyle çok dikkatimi çeken ayrıntılardan bahsedemiyorum :(. Sadece Nicky'yi çok çok sevdiğimi, Katy'ye genellikle uyuz olduğumu -özellikle çocukken- ve Del'e sonsuza dek bağlı kalacağımı söyleyebilirim.



Bir de SPOILER içerikli olarak Katy'nin gidişinin beni mal gibi bıraktığını söyleyebilirim.
Resmen "Neden gittin Kate?" diye sorarak kitaba bakar halde kaldım. Oysa Nicky ile sonsuza dek bir arada olacaklarını düşünmüştüm. :(

Yazmak istediğimden çok daha az duygu yüklü bir yazı oldu bu, bitirir bitirmez yazmadığım için pişmanım şuan. :(

Ama olsun yine de Del gibi bir karakterle tanışmak benim için bir onurdur. :)

Ay uzattım sanırım lafı... Hemen bir alıntı yapıp diğer kitaba geçiyorum. :)

" Birinin ilk aşkıyla yarışamazsın, özellikle de ölü olanlarla. "

Kayıp Kızlar Adası



Evet, bu da meşhur kitabımız. :)

Dediğim gibi, kitabı ön yargıları bırakıp tek başına baktığımızda güzel bir kitap.

Ama diğerinin değil de bunun best seller olması beni biraz şaşırtmadı değil.

Korkunç öğe gerçekten yok, sadece küçük bir kızın dev beyaz bir tavşan tarafından kaçırılmasına şahit olan ana karakterimiz Rhonda'nın olayı adım adım çözüşü anlatılıyor.

Yazarın iki kitabında da karakterler, anlatım, ilişkiler birbirine o kadar çok benziyor ki...

Mesela ana kadın karakterler, duyguları, davranışları ne bileyim direk birbirini anımsatıyor.
İkisi de olayları çocukluklarıyla ilişkilendirerek çözüyor.
İkisi de çocukluğundaki en yakın arkadaşının abisine aşık.
Ve o abiler, karakter bakımından birbirini anımsatmıyor değil.

Ama yine de okunası, hoş bir kitap. O satıcı kıza ilk başta kızsam da, şu an bu kitabı aldığım için ona teşekkür edebilirim.

Sayfalar ilerledikçe gerilim yavaş yavaş artıyor, ben dayanamayıp ilerisine göz attığım için çocukluktaki gizemli olayı ve şuanki suçluyu biraz erken öğrendim. :)
 Fakat yazar öyle bir yazmış ki, sırasıyla kitaptaki tüm karakterleri şüpheli olarak görmenizi sağlamış.

Ve kitap sayesine Peter Pan aşkınız da biraz kabarabilir. Benden söylemesi...





"İkinci yıldızdan sağa dön ve sabaha kadar dümdüz git."


Bu arada Ephesus'un hakkını vermek lazım. Kapakları çok sert ve dayanıklı kolay kolay yıpranmıyor. Ayraç olayı da güzel.

Söylemeyeceğine Söz Ver'in kapak tasarımı da ayrı güzel. :)


Ve son olarak kitap okumanın zevkine vardığım ilk dönemlerde "Biraz daha ağır şeyler okumak istiyorum" deyip fazla ağır geldiği için elimde uzun süre sürünen, yarım bırakma huyum olmadığından üstün körü okunup kaldırılmış bir kitap var.


Hayat Üzerine Düşünceler 


Yanındaki de İzmir gezisinden almış olduğum bir ayraç, kumaş çıktığını görünce biraz hayal kırıklığına uğramıştım ama yine de seviyorum. :)

Geçen yine hadi bi cesaret deyip aldım tekrar.

Kitabı hala okuyorum. Bir bölümü genellikle dört - beş sayfa civarında oluyor ve bir seferde sadece bir bölüm okuyabiliyorum.

İnce olmasına rağmen okumak için uzun bir zaman ayıracağım çünkü anlaya anlaya, sindire sindire gitsin istiyorum. Tekrar bahsetmem sanırım, o yüzden burda da araya sıkıştırayım dedim. :)

Aa, unutmadan bi de film var tabiii ;

^o^ 

CHAPPIE



Polis olması için üretilmiş, diğerlerinden sıyrılmış bir robotun bebekliğine, ergenliğine yavaş yavaş dünyayı tanımasına şahit olmak ister misiniz ?

O halde kesinlikle izleyin. :)



Sanırım benim için dünyanın en şirin robotu :)


Yazıyı girmeye karar verdiğimden beri kafamda Happy şarkısının "Because I am Chappie" diye uydurduğum versiyonu çalıyor. :D

Size de o şarkıyla veda edeyim o halde ^o^ .



Mutlu iftarlar...