29 Ekim 2015 Perşembe

Şöyle Böyle

MERHABA ARKADAŞLAR !

HEPİNİZİN 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN !

Biz bugün yine okulca bir işler peşindeydik. O:)



Belediyeden istediğimiz bayraklarla bir UHAL klasiği olarak bir şeyler yazmaya çalıştık. Yıldızımız bir küçük sıkıntılı oldu ama olacak o kadar. :)

Ben pencereden fotoğrafı çektiğimden bu karede yokum ama olsun. :)

Daha sonra da Uludağ'a bir yürüyüş yapıldı.






Bugünün özetini şöyle bir geçtikten sonra bir kaç gün önce yaptığım ufacık minicik bir alışverişten bahsetmek istiyorum.





Bu sene Edebiyat dersi için toplam 4 kitap okuyacağız.

(9. ve 10. sınıfta okuduklarımız için ise buraya ve buraya bakabilirsiniz. )

Bu senekiler sırasıyla,

- Eylül, Mehmet Rauf
- Teneke, Yaşar Kemal

- Yaban, Yakup Kadri
- Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar

( Bunlar dışında tabii bir de şiir ezeberleme vazifelerimiz var. Ezberleme kısmı harikulade fakat tahtaya çıkıp okuma kısmı bir küçük heyecan yaratıyor. )


İnternette Eylül'ün çok güzel baskılarını gördüm ama onları bulamadım.




D&R'daki seçeneklerin arasında ise en hoş ve zarif olanı buydu. Ben de tercihimi bundan yana kullandım.

Daha sonra arkadaşlarımın internette gördüğüm versiyonlardan birisini bulduğunu görsem de bendeki haline de kanım ısındı. :)




D&R'da kasaya gelince orada bulunan defterlere ve ayraçlara eli gitmeden ödeme yapıp çıkabilen varsa gönülden tebrik ederim. Zira ben bunu başaramıyorum.

Bu sevimli şey de böyle bir anıma denk geldiğinden dayanamadım. :)




Dergiye gelince, küçükken senelerce aldığım Bilim Çocuk'tan sonra düzenli olarak takip ettiğim tek dergi CNBC-e dergiydi. O da sanal ortama geçince ortada kalıverdim. CNBC-e dergi bizi terk ettiğinden beri sadece bir sefer başka bir dergi alma girişiminde bulundum ama devamını getiremedim.

( O yazı da şuralarda bir yerde olacak herhalde. )

KAFA'nın Ekim sayısında MFÖ görünce başlamak için güzel bir fırsat olduğunu düşündüm.
( Bu arada standdakiler o kadar yıpranmıştı ki en düzgün olanını seçeceğim diye üç saat arama yaptım.)

Ve böylece ilk edebiyat dergimi de almış oldum.


Can Yücel eki de küçük tatlı bir sürpriz oldu. 



Bu sıralar bir de diziye başlamak istiyordu canım.
Kafamda hep Black Sails vardı ama pilot bölümü beni mutlu etmedi o yüzden yarısında kapattım. Sanırım benim beklentim daha farklıydı.

Daha sonra Downtown Abbey mi izlesem acaba diye düşünürken,

Outlander'a başlamış buluverdim kendimi.



Tabii daha sonra bunun bir seri uyarlaması olduğunu öğrenmemle bir heyecan sardı beni.




Başlayıp başlamamakta tereddütlerim var. Gönlüm başlamaktan yana ama...

( Tabii başlarsam dizi baskısı olmayan kapağını alacağım. Nedense pek sevemiyorum böyle hallerini...)

Fakat şunu biliyorum ki o İskoç abimizle çok iyi anlaşacağız. :) :) :)




Ehem, neyse bir de animasyonlarım vardı benim.


İlk olarak şuradaki yazının içinde bir yerlerde bahsettiğim Köfte Yağmuru'nun 2.'sini izledim.


1.sine göre çok çok çok daha tatlı bir film olmuş.


Sadece bu çilekten de anlayabileceğiniz gibi. :)



Bir diğeri ise Rango !

Johnny'ciğimiz seslendiriyorsa izlenir tabii.





"Adının ne olduğu hiç önemli değil.
İnsanı insan yapan eylemleridir."



Gelelim Oyuncak Hikayesi Serisi'ne




Hep yarım yamalak izlediğim animasyonlarımı tamamlama çalışmamın en üst listesindekilerden birisiydi bu seri.

Sonunda başardım. Hatta hızımı alamadım Cadılar Bayramı için - yanılmıyorsam 2013 yılında - çekilmiş 21 dakikalık mini filmini de izledim.

Oyuncak Hikayesi Gizemli Otel : 
Başbelasına Karşı




Tabii bunun haricinde 




bunlar gibi ek filmleri ve programları da mevcut.

2017'de de 4.'sü vizyona girecek sanırım. Onu da bekleriz artık. :)

Bu arada sonuna kamera arkası bölümü koymaları çok güzel olmuş. 
Animasyonlarda daha bir komik oluyor. :D


Ay bu sefer de hep kovboy temalı takıldık sanırım. O:)

O zaman geleneği bozmayalım. Rango'dan bir replikle veda edelim. 


" Güneş battı, kovboy gitti, film bitti. "




Adios Amigos !

( ´ ▽ ` )ノ


10 Ekim 2015 Cumartesi

İlk haftalar...

Herkese merhaba !

Yeni eğitim öğretim yılının 2 haftasını geride bırakmış bulunuyoruz. Bu dönem bir bakıma okulla olan "cicim aylarımız". :) Alışverişlere çıkılır, yeni defterler kalemler alınır, paketinden yeni çıkarılmış test kitabının ilk testleri hevesle çözülür. Dersler çok sıkmaya başlamamıştır henüz.

Ben bu sene eşit ağırlık öğrencisi olduğum için fizik ve kimyayı geride bıraktım o yüzden biraz daha mutluyum. Diğerleriyle iyi anlaşacağımızı umuyorum. :)

Tabi sonra cicim ayları bitince biraz daha zorlu bir süreç başlıyor ama şimdi ona girmeyeceğim. Sadece bu süreci renklendirmede bize biraz daha faydalı olacak birkaç yardımcıdan bahsedeceğim. :)




İlk olarak D&R'dan tanesini 8.90'a aldığım bu üç güzellikle başlayalım. Retro temaları gerçekten harika olmuş !




Kareli olan bu defter bana Matematik dersinde eşlik ediyor.

























Bunlar da onun çizgili versiyonları. İngilizce ve Edebiyat'taki yardımcılarım.



Carrefour'a gelirsek ;











Bende farklı bir versiyonu bulunan bu post - it leri daha katalogda gördüğümde almaya karar vermiştim. :)

Fiyatı 4.99












Bu Sosyoloji defterim ve sanırım bu ders için bundan daha uygun bir defter bulamazdım. :)

Fiyatı : 5.99













Faber Castell'in bu serisine ba yı lı yo rum.

Bende daha önce Ocean serisi vardı. Bunları da alınca seri tamamlanmış olduu !

Adet fiyatı : 4.49














Her ne kadar kurşun kalemlerin kendi silgileri olsa da artı bir silgi almadan olmazdı.

Fiyatı : 2.29















Rotring'im biraz arıza çıkardığı için yeni bir uçlu kaleme ihtiyacım vardı.
Tekrar Rotring almak yerine tercihimi Faber Castell'den yana kullandım.

Fiyat : 12.99










Daha sonra yine D&R'a uğradım. Sınav haftası yazarak çalışan bir insanım ve bu yüzden bir adet çalışma defterine ihtiyacım vardı.




5.50 Tl olan bu defter sert kapaklı ve kareli. Benim için çok kullanışlı olacağına inanıyorum.

E, öderken gözüm "yazmak için bir milyon neden" serisinin bu defterine takıldı. Almasam olmazdı tabii. :)
Bunların da fiyatı, 1.95


Peki bu post burada biter mi ?


İlk haftalar film izlemeden geçer mi ?







JUMANJİ


Sanırım küçüklüğümüzün efsane filmidir Jumanji.
Yarım yamalak hatırlıyordum, hafızamı tazelemiş oldum.

Etrafta ne zaman bir "güm güm" sesi duysam kulak kesiliyorum artık. :)












PRESTİJ

Bu filmi bu zamana kadar nasıl izlememişim anlamıyorum. Aşırı derecede güzel ve bence aldığı tüm övgüleri hak ediyor. Aslına bakarsanız kaçırdığım bir kaç yer olduğu için anlayamadığım kısımlar oldu ama zaten tek sefer izlemelik bir film olduğunu düşünmüyorum. Zira daha filmin ilk 20 dakikasında bile 5 sefer geri sardım ve "bu filmi 7 kere daha izleyeceğim" diye düşündüm. Ki beni biliyorsanız filmleri tekrar izleyemememle alakalı durumu biliyorsunuzdur.
Kitaptan uyarlama olduğunu öğrendiğimde de kitabı hemen alınacaklar listeme ekledim.






DİKTATÖR

Bunun hakkında biraz konuşacağım arkadaşlar. :D

Bu filmdeki +18 kısımları bir kenara bırakalım şimdi.
Aşırı derecede güzel tespit edilmiş siyasi giydirmeler var ama tamam onları da bir kenara bırakalım.
Geriye ne kalıyor ? Sanırım pek bir şey kalmadı ?

Bir Aladeen karakteri kaldı arkadaşlar.
Bakın belki bu filmi, karakteri sevmeyenleriniz vardır.
Karakterin yansıttığı kişiliği tasvip ettiğim anlaşılmasın sakın kuracağım cümlelerden.

Bir arkadaşımla Karayip Korsanları hakkında konuşurken "Jack Sparrow'u iyi ki Johnny Depp oynamış, karaktere ruh vermiş" demişti. Benim için Diktatör'de tam olarak bu söz konusu. Sacha Baron Cohen sanki Aladeen'e ruh vermiş. Tatlı bir karakter yapmış. Yani bilmiyorum ama Aladeen benim için 2. Jack Sparrow gibi bir şey oldu. 


Sırf şu "America" deyişi için bile severim ben bu karakteri.





Sınıftakileri de bir hafta boyunca Aladeen sevgimle biraz bunalttım sanırım ama ne yapalım. O:)


Bence Diktatör 2 çekilsin ve eğer çekilirse de Aladeen'i bir kız babası olarak görelim derim ben. Eminim sonunda bir şeyler daha değişecektir.

Her zaman belirttiğim gibi bunlar benim kişisel görüşlerim. Farklı düşünen varsa, herkesin düşüncesine de saygım var tabii ki. :)

O zaman bir iki de gif atalım buraya da günümüz şenlensin :D




Aladeen veya kuzenleri evinizi yerle bir etmeden önce filmi izleyin derim :D



BÜYÜK BUDAPEŞTE OTELİ



Son zamanlarda izlediğim en güzel filmdi sanırım.

Fakat Diktatör'ü izledikten hemen sonraki gün izleme gafletine düştüğüm için çok odaklanamadım.
Çünkü üzerimde etki bırakan bir filmin tesirinden çıkmam - ki bu kimilerine göre çok absürd bir film de olabilir - bir hafta sürüyor ve benim de aklım hala Aladeen'deyken kendimi filme veremedim.

Belki bir gün tekrar izlerim.


Bir de animasyon tabii :

KÖFTE YAĞMURU



Biraz daha absürd bir şey bekliyordum ama tahminimden güzel çıktı. Yukarıdakilerden daha önce izlemiştim bunu. Araya bir kaç film kattığım için yakında 2. sini de izlerim diye düşünüyorum. 

"Yenilgiye baktım ve umudu gördüm"



Mm, sanırım bugünlük de bu kadar... 

Şimdi beni taşlayarak kovalamazsanız Diktatör'ün film müziğiyle size veda etmek istiyorum.

O:)




Ne kadar da "Aladeen" bir şarkı değil mi ?


ƪ(˘⌣˘)┐     ƪ(˘⌣˘)ʃ     ┌(˘⌣˘)ʃ