28 Şubat 2016 Pazar

Ortaya Karışık

Herkese merhaba !

Bugün biraz hastayım ve bu yüzden kursu ekme şansı yakalamışken yazımı gireyim dedim. :)

Son bir kaç gönderide olduğu gibi bu da ortaya karışık bir yazı olacak. Çünkü okul döneminde açığımı ancak bu şekilde kapatabiliyorum...

İlk olarak kitabımızla yani "Beklenti" ( Mercy Falls Kurtları #2 ) ile başlayalım.

Bir önceki yazımın gündemi malumunuz Beklenti'yi alışım ve serinin önceki kitabı -aynı zamanda da ilk kitabı- olan Ürperti'yi üçüncü okuyuşumdu.

O zaman Ürperti hakkında yazdıklarımın bir çoğu Beklenti için de geçerli.

Sadece bir minik farkla.

Ürperti'de Sam ve Grace çok sıcak bir çiftlerdi. Kitabı okunur kılan temel unsur da bence buydu.
Fakat bu kitapta Grace malesef çok soğuk. Yani tamam bizim Grace işte, otomatik Grace. Her zaman biraz soğuktu. Ve bu kitaptaki hali de biraz hastalıklıydı malum. Sonuçta, ( SPOILER MI DESEK? )

"Bu eskiden kurt olan bir çocukla kurda dönüşen bir kızın hikayesiydi."

Karaktere çok yabancı kaldım bu sefer. Yani Sam hep kendi başına işi kurtarmaya çalışır gibiydi.

Tabii, Isabel ve yeni karakter Cole yardımıyla... Isabel ilk kitapta da hoşuma giden iddialı bir karakterdi ve Cole'un da ondan aşağı kalır yanı yok. Yalan yok, bu kitapta o ikisini daha çok sevdim. İyi ki yazarcığımız onları geri planda bırakmamış. Çünkü onların dışındaki olaylar biraz durağan.

Bence tam anlamıyla bir geçiş kitabı. Ben yazara güveniyorum, finalde yüzümüzü kara çıkarmayacaktır.

Victor'a sevgilerle...



"Ancak sevgi ölçülebilir bir şey değildir."


Bunun yanında yine önceki yazımda bahsettiğim KAFA şubat sayısını bitirdim. 

Ondan da bir kaç alıntı yapayım.







-Bu arada Mart ayında dergiye biraz ara vermeye karar verdim-


Bu da test kitabında hoşuma giden bir soru.
Ne güzel anlatmış gözyaşını;
Gönül nemi...



Kitaplar ve dergi hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Biraz izlediklerimden bahsedeyim. :)






Bir Milyonerin İlk Aşkı

 ve onun bize uyarlanmış versiyonu 

Senden Bana Kalan

Ben ikisini de beğendim. Beni taşa tutmayacaksanız bizdekini daha çok beğendim hatta :P . 

Ama bizimkinin büyük bir eksiği vardı.

Sonu.

Yani bizdeki filmin sonu yoktu resmen. Biraz aptala uğramış gibi oldum. İzlediğim sitede sorun olduğunu düşünüp başka sitelere de baktım ama yok...

Öyle bir sonla bitirmeyi tercih etmişler, bence bi eksik kalmış. 

Ama filmimiz güzel olmuş ona lafım yok.


Bir de animasyon tabii...



Sonrasında bunun da aslında bir hayli kitabı olan bir serinin - ki göz atmak isterseniz tıklayabilirsiniz -uyarlaması olduğunu öğrendim. Bu yüzden devamının çıkacağını düşünüyorum. Çıksın da zaten, çok sevdim.
 ^,^


Ben tabi Bir Milyonerin İlk Aşkı'nı izleyince içimdeki Kore sevdası tekrar alevlendi ve Personal Taste isimli diziye başladım.


Bir gün içinde 7 bölüm izlemek gibi aşırı lüzumlu bir eylemle kısa süre içinde bitirdim diziyi. Ve çok sevdiğimi de söylemeliyim. :)

Bunun yanında canım sıkıldıkça açıp internetten Kardeş Payı'nın 2.ve son sezonunu izliyorum.


Şimdi yazımın assolist kısmına gelmek istiyorum artık ! 


BİM ALIŞVERİŞİME !

Evet, evet BİM alışverişim.

14 Şubat zamanlarında sanırım, biliyorsunuz BİM'e Disney Mickey Mouse temalı ürünler gelmişti. 
Ben de bir uğramıştım tabii.




Bunlar da o günün ganimetleri.






             


Yastık 12.90, 

Not Defterinin ise 6.90 gibi bir fiyatı var.


Bunlar da diğer ürünleri.


Asıl güzelliğim buradan sonra başlıyor.

O günden sonra içimde sürekli BİM'e gitmemi söyleyen bir ses vardı.
Bir akşam abim "Hadi benle BİM'e gel" dedi. Önce itiraz edecektim ama sonra kabul ettim.

Kapıdan girip ilerledikten sonra sepetlerin içindeki beyaz defterin yüzünde bana bir Darth Vader gülümsedi.

- Biliyorsunuz ben BİM'deki Star Wars furyasını kaçırmıştım. Bu yüzden benim için bu bir mucize. -

Sepete doğru yaklaştıkça bir kaç ürünün daha ona eşlik ettiğini gördüm.



Abicim sağolsun bana beyaz olanı aldı.





Ertesi gün sınıfta bunu söyleyince 2 defter ve 1 şapka siparişi verdiler. Onları almak üzere tekrar BİM'e girince kendime de 1 siyah defter almaya karar verdim.



Eve gelince annem ve babamdan kendime de şapka almam gerektiğine dair öneriler geldi ve ben de babamı şapka almak üzere tekrar yolladım. Bu sırada babam telefon edip "Yastık da varmış" deyince ben de koşa koşa BİM'e gittim.


Bu yastığı ve siyah şapka aldım.

Yastık olduğunu arkadaşlarıma söylediğim zaman birisi yastık da istedi bir gecede üç kere BİM'e gitmeye gözüm yemediği için yine babamı yolladım.

Sepette sadece 5 siyah defter, 1 lacivert 1 de yeşil şapka bıraktıktan sonra ev bu haldeydi.




Ertesi gün 3 defter daha istediler fakat BİM'e girdiğimde sepette kalan tek şey sadece 1 tane siyah defterdi.
Onu da kardeşi için isteyen arkadaşıma vermekte karar kıldık. Bugün okula gidemediğim için teslim edemedim. Yarın artık...


Diğer güzel ürünleri kaçırdım belki ama geç de olsa ben de bu akımdan faydalanmış oldum. 

( Ürünlerin şuanki fiyatları : 

Defter 2 TL
ŞAPKA 3 TL
YASTIK 4.95 TL

Diğerlerinden zaten kalmamıştı. )

Bu arada standı eve götürenler falan varmış, gönülden tebrik ediyorum. :)




^,^

Unutmadan, BİM sanırım 4 Martta bu uygulamayı Batman Vs. Superman filmi için yapacakmış. 30 cm'lik figürlerle... Biz İstanbul gezisinde olacağız, siz sakın kaçırmayın! 


Özdilek'teki Yoda ile çekilmiş bir fotoğrafımla veda ediyorum size. - Figürler eve getirmek için fiyat olarak biraz tuzlu olduğundan bununla yetindik. - :)

HOŞÇAKALIIIIN !

9 Şubat 2016 Salı

Yeşilin Elli Tonundan Hallice

Merhabalar !

Sanırım bu sefer arayı fazla açmadan gelebildim. :) Uzatmadan da başlıyorum.

Dün malum okulun ilk günüydü, bizde hemen ders anlatmaya başladılar bile... On beş günlük bir yatışın ardından aniden bu disipline geçince bir bocaladım ben. Kafamı dağıtmak için de çıkışta koşa koşa BKM'nin yolunu tuttum. :)


Böyle bir genel bakıştan sonra geçelim hikayelerine...


KAFA dergi zaten artık 'düzenli olarak takip edilecek' seviyesine ulaştı malum. 

Bu sayıdaki ekleri ise ;




yine harika bir poster ve ayraç !

Bu arada muzdarip olduğum bir konudan da bahsetmek istiyorum.

Aralık ayının sayısını zaten internette gördüğüm için kontrol ederek almıştım bir sorun yoktu ama ekim ve ocak sayılarını alırken eklerini bilmiyordum ve bu yüzden kontrol etmeden aldım.
Geçen gün derginin Instagram sayfasından dolaşırken tesadüfen o sayıların bulunduğu fotoğrafları gördüm ve posterlerin yanında ayraç da olması gerektiğini fark ettim. 



Ne yazık ki bende yoktu.

Ben aldıktan sonra mı düştüler daha önce mi hiçbir fikrim yok ama beni biraz üzdü bu iki güzel ayraçtan mahrum kalmak.

Düşebileceklerinin farkındaydım ama dediğim gibi bilgim olmadığı için anlayamamışım. Bundan sonra hep kontrol şart !


Çok uzatmadan geçiyorum kitabıma.



Beklenti ( Mercy Falls Kurtları #2 )

Hatırlar mısınız bilmem.Sene 2010...Turkvaz Yayınevi bir üçlemenin ilk kitabı olan Ürperti'yi çıkardı.
Kitabı mutlulukla okuyan, çok tatlı bir sonla kalakalan okuyucucuklar büyük bir merak içinde 2. kitabın çıkmasını bekledi.

1 sene...
2 sene...
3 sene...
4 sene...
5 sene...

Artık sabrı kalmamıştı okuyucuların, mutsuz, umutsuzdular. Elden ne gelir, ya ilk kitaptaki mutlu sona tamah edip oturacağız, ya da anladığımız kadarıyla İngilizce okuyacağız diyorlardı.

O sırada göklerden bir PEGASUS belirdi ve çekip çıkardı onları bu karanlıktan.

Yayınladığı bi haberle Mercy Falls Kurtları serisini basacağını bildirdi.

Şurada direk 2. kitabı alarak başlayacağımı söylemiştim. Sonunda da aldım. :)


Zira Ürperti'yi geçen gün bir kez daha bitirdim ve ilk defa bir kitabı üçüncüye okumuş oldum.

( Küçücük bir şey, hala çok şirin ve benim için çok özel bir kitap ama bu sefer daha önceki iki okuyuşuma kıyasla beni bir tık daha az etkiledi. Ya daha sonraları tanıştığım bir çok efsanevi fantastik eser yüzünden ya da sanırım ben büyüdüm. Çünkü o zaman benim için çok büyük olan -üniversiteye hazırlanan- karakterlerle şuan aynı yaştayım. )

Ürperti'yi muhtemelene 2. okuyuşum sonraları yazdığım yazım için, tık tıık!



İşte seriyi de kendimce böyle sahiplendim. O:)
 Ama kesinlikle bir art niyetim yok !
Sadece muhtemelen hayatınızın ilk fantastik romanı olunca ve uzun bir zaman sadık bir şekilde devamını bekleyince ister istemez seriyle aranızda bir bağ oluşuyor ve sahipleniyorsunuz.

Buradan bakınca da kendimi Pegasus'a kocaman bir teşekkür borçlu hissediyorum.

Son olarak son okuyuşumdan bir alıntı yapıp geçiyorum.


O:)

Bir önceki yazıma olan sadakatimi göstermek için biraz da üstteki iki yeşil güzelliğe eşlik etsin diye bir ufak da kırtasiye alışverişi yaptım. Böylece ortalık bir hayli yeşillenmiş oldu.







İlk başta yeşil bir Stabilo almak için uğradığım kırtasiye bölümünde yandaki güzelliği görünce dayanamadım.

4 kalem + 1 silgi setini 4.50 liraya aldım.







Dediğim gibi ilk amacım zaten yeşil bir Stabilo point 88 almaktı. Aklımda daha koyu bir yeşil vardı ama dergiye en uyumlusunun bu 13 numara olduğunu görünce onu almış oldum.

Evet, aldığım şeylere uyumlu renklerde alıyorum, çünkü seriyi tamamlamaya çalışırken sıradaki rengin hangisi olduğunu belirlememe yardımcı oluyor. :)


Yine bir önceki yazımdaki planlarım arasında dizi ve film izlemek vardı. Ne yazık ki hiç dizi izleyecek vaktim 
olmadı ama tabiki filmler için aynı şeyi söylemeyeceğim ! 


İlk olarak Rio 2 ile başladım. En az birincisi kadar hatta belki daha keyifliydi.



Sonra uzun zamandır aklımda olan Çılgın Hırsız serisine geçtim.





Akabinde de Minyonlar...



Şimdi de gelelim en efsane kısma !

Sanırım 15 tatilin bana en büyük katkısı Star Wars hayranlığımın başlaması oldu.





 Film listesi hazırlarken bu serinin normal bir sıralamayla izlenmemesi gerektiği bilgisini edinmiştim.
Okuduğum yerde 4-5-6-1-2-3 sırası ile izlenmesi gerektiğini, aksi halde spoiler yiyeceğimizi söylüyordu.
Ben bu yazıyı kendimce çıkış tarihine göre 4. olanla başlayacağız olarak anlamıştım. Zaten normal sıralama da bu şekilde diye oldukça mantıklı geldi.

Yanılmışım.

Sıralama yapılan haline göre 4. ile çekim tarihine göre 1. ile başlamalıydım.
Zira bütün spoilerları yedim.
Bu da yetmezmiş gibi filmleri izlemeden önce de Vikipedi'den kendi kendime bir sürü spoiler yedirttim.

Yapmam gereken şey normal bir şekilde orjinal üçlemeyi izlemek, ardından da öncül üçlemeyi izleyerek karakterlerimizin geçmişlerine ve olayların perde arkasına tatlı bir yolculuk yaparak bundan sonra da yoluma vizyona girdikçe modern üçlemeyle devam etmekti.

İlk olarak öncül üçlemeyi izlerken zaman biraz yavaş geçti, sanki filmi izliyordum izliyordum ama bir türlü bitmiyordu.

- Bölüm I : Gizli Tehlike
- Bölüm II : Klonların Saldırısı
- Bölüm III : Sith'in İntikamı

Üç filmde de böyle oldu.

Orjinal üçlemenin fragmanını izleyip yapım tarihini de göze aldığımda ona hiç katlanamayacağımı düşündüm. Devam etmemeye karar verdim fakat arkadaşımın yoğun ısrarı ile ettim.

Ve bir kez daha yanılmış olduğumu anladım.

İlk filmini izlemeye başladığımda zaman diğerlerinin tersine o kadar hızlı akıp geçti ki, acaba yarısına geldik mi diye düşünürken son 25-30 dakika kaldığını gördüm. Diğerlerini neredeyse tüm gün sürmüş gibi izlemiş olmamın aksine bu böyle çabucak bitiverince hızımı alamayıp ikinci filmi de izledim. Ertesi gün de üçüncüyü...

- Bölüm IV : Yeni Bir Umut
- Bölüm V : İmparator
- Bölümü VI : Jedi'ın Dönüşü


Modern üçlemenin ilk filmi

Bölüm VII : Güç Uyanıyor 



bir süre önce vizyondaydı fakat ona yetişemedim. İlk filmlerini izlemeden gitmek pek bana göre değil çünkü. :)

İnternette ise sadece sinema çekimi var bu yüzden onu izlemeyi erteledim.

( Çoğunluktan duyduğum yorumlar olumsuz ve bu da beni biraz korkutuyor...)

Onun yerine animasyon filmi olan Klon Savaşları'nı izledim.



Buna ek olarak Star Wars : Klon Savaşları ve Star Wars : Asiler adında çizgi dizileri de var biliyorsunuz.

Belki bir gün onları da izlerim.

Bende kısa sürede başlayan bu hayranlık yüzünden oturup Star Wars'la alakalı hazırlanmış bazı videoları izledim ve bir sürü ilginç ayrıntı öğrendim.

Ve size bir önerim, YouTube'daki "Nasıl Bitmeliydi?" videolarının Yıldız Savaşları için yapılmış olanlarını izleyin. :D

Çok güzeller.


Filmle alakalı en yoğun hislerim Anakin Skywalker'a karşı.

Any...

En etkileyen şey ise sanırım "emir 66"... -.-

Ah bir de üzüldüğüm bir nokta, 7. filmin vizyona girdiği tarihlerde mağazalarda -özellikle BİM'de- başlayan Star Wars furyasını kaçırmış olmam. O zamanlar, ilerde belki lazım olur bir defter bir kupa kapayım, diye düşündüm ama bu düşüncemin üstüne gitmedim.

Pişman mıyım ?

Evet.

Siz o zaman faydalanabildiniz mi bilmiyorum ama benim gibi geç kalan dert ortaklarım varsa artık 2017 ve 2019'da modern üçlemenin vizyona girecek diğer filmlerini değerlendiririz inşallah.

O zamana kadar 


GÜÇ SİZİNLE OLSUN !


Ve Mayısın 4'ünde bu espiriyi yapmayı unutmayın ...



***